29 Mayıs 2016 Pazar

2

Dizi Önerisi: The Carrie Diaries

Merabalaaaaaarrr!^^ Yaza gireceğimiz şu dönemde -gerçi dün yağmur falan yağdı ama neyse onu görmezden gelelim- size cici mi cici bir dizi önermeye geldim.
Fularımın gözümün önünden çekildiği zamanlarda, işte belgesel arası falan, ben de bu tarz dizilere göz atabiliyorum. Şaka ayol ne fuları ben bayağı böyle dizileri izlerim. Gossip Girl'dü, Sex and the City idi hepsini elimden geçirmişimdir. Ve evet... Şeytan Marka Giyer filmine de bayılıyorum. Gerçi, Meryl Streep sevmeyen ölsün... -Şaka, şaka ölmesin ama kendini bir gözden geçirsin bence-
Sex and the City demişken, Carrie Bradshaw'ı nasıl bilirsiniz? Ben iyi bilirim. Bu dizi de Sex and the City'nin prequeli. Yani Sex and the City'nin Carrie Bradshaw'ının 80'lerde geçen ergenliğini yine Candace Bushnell'in kitapları doğrultusunda ele aldılar. Yani Carrie'yi, Sex and the City Carrie'sine dönüştüren zaman diliminde geçiyor. Sloganı da "Be Who You Want To Become" hatta.
Başrolünde, Charlie'nin Çikolata Fabrikası'ndan tanıdığımız AnnaSophia Robb var. Hatırlamayanlar için söyleyeyim, hani sürekli sakız çiğneyip duran kız vardı ya, işte bu kız o.^^ Şimdi Charlie'nin Çikolata Fabrikası deyince hepinizde bir sırıtma oldu, biliyorum.^^ Bende olmuştu yani. Yaa, nereden nereye, o kız büyüyüp serpilmiş de bu hallere gelmiş. Gerçi pek uzamamış ama olsun, çok güzelleşmiş^^ (Ya ben ne diyorum, kimse de durdurmuyor asdfghjk)


Diziye dönecek olursam, romantik komedi türünde. 2013 - 2014 yıllarında yayın hayatına devam etti. Ben de o dönem izlemiştim. Daha sonra iptal edildi. Keşke bir kaç sezon daha sürseydi. Carrie'nin üniversite dönemini görmek isterdim açıkçası.

Konusu ise şöyle; Carrie Bradshaw '80'lerde annesini kaybetmiş liseli bir hanım kızımızdır. Tabii ki her liselinin başına gelecek olan şey onun da başına gelmiştir: ilk aşk! Sonrasında ilişkilerinden ağzı fena yanacak olan Carrie'nin ergenliği de böyleymiş anlayacağınız. Hep sıkıntılı. Ancak şöyle bir parantez açmak lazım, bu dizi sadece 'Carrie'nin aşk hayatına giriş 101' niteliğini taşımıyor, onun nasıl bir kadına dönüşeceğinin başlangıcını anlatıyor.

Öyle ki, erken yaşta iş hayatına giren bir Carrie var. Hukukçu olan ve Carrie'nin de hukukçu olmasını isteyen bir baba var. Ve Carrie, hukuk bürosunda staj yapacağı yalanını söyleyerek moda dergisinde staja başlıyor. Başarılı da oluyor üstelik. Okuluyla işi arasında bile ikilemde kalıyor Carrie. Seçimlerinin sonuçlarını üstlenmeyi öğreniyor. Dizinin alt metni epey dolu yani aslında.

Arkadaşları var bir de tabii. Harvard'a girmekle kafayı kırmış bir 'Mouse', bazen ne halt ettiğini anlamadığımız Maggie ve dönemin gaylerini anlatan Walt. Tabii bunlara girmeyeceğim girersem çıkamam çünkü.^^

Peki Sex and the City'yi izlemeyenler veya romanları okumayanlar bu diziden zevk alamaz mı? Bal gibi de alır. Çünkü zaten Carrie'nin orijinini anlatan romanlardan uyarlanan ama ona da pek sadık kalmayan bir dizi bu. Sadece maksimum seviyede zevk alamazsınız, bir kaç göndermeyi anlamazsınız. Bence orası da kusur kalabilir. Zaten SATC'den pek çok noktada ayrılıyor. Bu diziyi kendi başına ele almak lazım.

Dizi, dönem dizisi özelliğini mükemmel bir şekilde yansıtmasa da beni tatmin etti. Kostümler, müzikler güzeldi. Sonuç olarak: dizisizlikten migrenim tuttu, izletsin ama çok da düşündürmesin, dönem dizisi olsun diyorsanız, izlenebilecek çıtırlık bir dizidir.

Hatcik



2 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Öncelikle bloga hoşgeldin! Beğenirsen de beğenmezsen de geri dönüş yap bana. Iki muhabbetini döndürelim. sevgiler^^

      Sil

Yorumunuzu eksik etmeyin, her biri çok değerli^^