28 Mayıs 2015 Perşembe

26 Mayıs 2015 Salı

2

Hayatta güzel şeyler oluyor. İki arkadaşımla buluştum. Biriyle sürekli görüşüyorduk zaten ama diğeriyle lise bittikten sonra sadece telefonla irtibat kurmuştuk. Aradı sağolsun. 
"Koyu sohbet var, gel." dedi. Bir durdum. Noluyo lan dedim kendi kendime. "XX cafede oturuyoruz, çabuk ol." dedi, atladım gittim. Eskileri yâd ettik. Hatırlamak ve hatırlanmak güzel.
Sürekli görüştüğüm arkadaşımda gözüm kolyesine takıldı. O kolyeyi gözüm bir yerlerden ısırıyordu. Sordum.
"9. sınıfta bana hediye aldığın için tanıdık geliyor olabilir mi?" dedi. Adfghjkldghsdj kendi aldığım kolyeyi hatırlamıyorum arkadaş ashsjsdshcjs -Ama kaç yıl geçmiş yani^^- Neyse, güldüm bayağı.
Düşünsenize yıllarca saklamış o kolyeyi ve takıyor. O arkadaşımla birbirimize pek süslü laflar etmeyiz  -Sen benim için şöyle değerlisin, böyle seviyorum tarzında.- ama bu hareketler çok şık değil mi yahu! ^^
Madem bu blogu -çoğunlukla- düşüncelerimizi kayıt almak için tutuyoruz, bu da buraya not olsun:

Biliyorum ki ara ara buraya bakıyorsun. Bakmasan da bir gün yolun düşecek. Lise de ilk sıra arkadaşım olduğun için çok mutluyum. Böylece bugünlere gelebildik. Hiç yargılamadığın için teşekkür ederim. Çok korumacı olduğun ve hep yanımda olduğun için teşekkür ederim. Araya zaman girse de mesafe girmesine izin vermediğin için teşekkür ederim. Görüyosun ya, artık böyle cümleler kurabiliyorum. Evet, bende değiştim. Bazen aklımdan geçenleri okuyorsun sanki, bende kimsenin görmediği noktaları görüyorsun. Cansın. 

Son bir not: Bunu okursan, okumamış gibi davran^^

21 Mayıs 2015 Perşembe

0

Bir Melodinin Anımsattıkları

 

Bu aralar epey sık geldim buraya. -Aman Allah nazarlardan saklasın^^- Blog yazmak güzel şey. Çok güzel. Kafamı boşalttığım nadir hobilerimden. Neyse konuya geri dönelim -girmiş miydik ki?^^- Bugünler de aklıma A Gentleman's Dignity düştü. Düşündükçe içimi hoş bir duygu kapladı. Ost'yi bir dinleyeyim dedim... Özlemişim. Eski günlerimi çok özlemişim. A Gentleman's Dignity'yi izlediğim zamanları çok özlemişim. Aslında depresif duyguların tavan yaptığı zamanlardı ama insan zaman geçince iyiyi, güzeli hatırlıyor ya, benim ki de o hesap. O zamanlar farklıydı. En azından kafam bugünler kadar karışık değildi. Çoğu şeyin öz olduğu zamanlardı. Deli gibi hayal kurabildiğim zamanlardı. "Kanka dersten kaçıp çardağa mı gitsek Nesli'lere mi gitsek? Yoksa Yeşilbahçe mi yapsak?" zamanlarıydı. 
Bir arkadaşım vardı. Hala arkadaşız ama araya zaman girdi sanırım... Ben bir kore dizisi izlerdim o da bir tanesini. Ertesi gün olunca hikaye anlatır gibi izlediğimiz bölümleri anlatırdık asdfghjk Bizimkiler de müthiş bir merakla dinlerdi. Sonra kritiğini yapardık ahajajahaja. A Gentleman's Dignity de özenip 'Hacı biz kesin bu dörtlü gibi olucaz he. Kimse kopmaz olm bizden...' diye söylenir dururduk. Öyle ihtişamları hayatlarımız olacağını sanırdık. 
Sonra ne mi oldu? Birimiz eğitim hayatını bıraktı,ben tekrar sınava hazırlanmaktayım, diğerimiz hayalini gerçekleştirdi -Allahıma çok şükür birimiz yapabildi^^-, diğerimizin net bir düşüncesi yoktu zaten. Girdiği bölüm nokta atışı oldu bir nevi, epey mutlu. 

Lafın özü, bu diziyi izlerken deli hayaller kurardık. Gerçekleştireceğimize de adımız gibi emindik. Bununla mutluyduk. Şimdiyse... Neyse boşverin şimdiyi. Düşünmek lazım, hayatımıza kimler geldi, kimler geçti. Şu an ihtiyacımız olsa kim yardımımıza koşacak. Bunları iyice düşünüp yeni hayaller kurmak lazım... Güzel ve samimi olandan. Düşününce bile gülümseten türden...
Annyong.

20 Mayıs 2015 Çarşamba

0

Bloga Yeni Bir Soluk

Ocak 2012'den beri bloggerdayım...12 Ağustos 2012'den beri ise blogum canlı... Yani sayılır^^ Blogun düzenlemesini ilk yaptığımdan beri aynıydı. Yani sağına soluna eklediğim eklentiler hariç görünüm olarak aynıydı. Dedim artık yenilik şart. Hem çizgi roman yazıları yazmak istediğim için biraz daha sert görünümlü bir şey yapmak istiyordum ki yine pembeli kalpli bir şey oldu ahshdscıdscdsd Neye niyet neye kısmet diyelim. Aslında bu değişim ders çalışmamak için yaptığım işgüzarlıklardan biri oldu ama neyse çaktırmayın asdfghjkl Esasen değişiklikleri sevmem. Hemde hiç sevmem. (Saç kestirmek hariç ^^) Ancak bakalım bu değişiklik bloga belki bana da iyi gelir^^ (Oh no, no, noooo!) Yani çok içime sinmedi çünkü kodlarla düzeltilmesi gereken çok yeri var ancak epey yoruldum. Ancak bir kaç gün sonra başlarım yine düzenlemeye ^^ Uğraşmaya uğraşmaya hamlamışız yahu. Sonuç olarak bu yeni tema beni epey götürür uzunca bir süre değiştirmem.
Siz ne düşünüyorsunuz? Güzel olmuş mu yoksa eski hali mi daha iyiydi?^^

16 Mayıs 2015 Cumartesi

0

Dinleyiniz #1

Şimdi ben bu Grant Gustin beyefendisini çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Böyle konuşması falan çok sempatik. Bu arkadaşı Flash olarak seçtiklerinde bir olacak mı kıvıracak mı diye düşünmedim değil. Ama maşallah çok da güzel oynadı ama bu başka bir yazının konusu. Neyse ben diziyi ilk izlemeye başladığım zaman bayağı araştırdım bu çocuğu. Glee'de Sebastian Smythe diye kötü bir karakteri oynamış. -Şu sevimli surattan da villain çıkartana helal olsun valla. Ciddiyim bak.-
Glee'de oynarken de Michael Jackson'ın Smooth Criminal şarkısını söylemiş Naya Rivera adlı hanım kızımızla. Epey zamandır sürekli dinliyorum daha bıkmadım ama bakalım ne zaman bıkacağım. Sizde dinleyiniz, dinlettiriniz, bıkınız, bıktırınız. ^^


13 Mayıs 2015 Çarşamba

0

Sıkıldım!

Selamlar... Gecenin bu saatinde hemde^^
Bir hal hatır bildirip kaçacağım. Hayatımın çok değişik bir döneminden geçiyorum. Tamam hayatımız üç saatlik sınava bağlı diye saçmalamayacağım ama aşırı yıpratıcı bir dönem olduğunda hemfikiriz bence^^
Neyse, asıl konumuza dönelim. (Neydi ki? :D) Bilen bilir -ki çevremde çizgi roman okuyan çok az kişi olduğu için bilenler bir elin parmağını geçmez-, pek Marvel okumam. Pek okumam derken saçma sapan bir şirket hayranlığından bahsetmiyorum. Yani piyasada ki Marvel düşmanı/DC comics düşmanı olan fanlardan bahsediyorum. Hayır, onlardan değilim. Sadece DC universe beni kendine daha çok çekiyor. -Batman, Flash, Green Lanterns ve dahası!- Bir de Marvel bana DC'ye göre daha komplike geliyor. Yani DC'nin animasyon veritabanı bile çizgi roman okumaya yeni başlayan biri için pek çok şeyi açıklığa kavuşturuyor. -Hele çizgi romana DC'den başlamak isteyenler çok şanslı, New52 harika!- Ki ititraf etmeliyim ki animasyon evreninin film evreninden daha güzel geldiği zamanlar öyke çok ki, bu noktada yine cevabım DC oluyor. Ancak  gerek konumuzun çıkış noktası olan sınav dönemi stresinden gerekse evde elimde olan DC çizgi romanlarını okuduğumdan ötürü elimde olan Daredevil'leri bitirmeye karar verdim. Marvellar elime nerden mi geçti? Abim de çizgi roman okur ve sanırım Marvel'i daha çok okuyor ve benim durumumun tersine olarak Marvel evrenine daha çok hakim. -En azından öyle zannediyorum^^-  Sonuç olarak -tembelliğim tutmazsa- Okuduğum Daredevil'leri bloga not etmek istiyorum. Şimdilik bu kadar. Gece gece -okuyan varsa^^- kafanızı şişirdim^^. Kendinize iyi bakın!

Ps. 1. Çizgi roman hakkında daha fazla bilgi -ya da bilgi edinmek^^- isteyenler için: Altevren
Ps. 1.1. Okumadan geçmeyin: Comics alemine giriş rehberi (Altevren)

11 Mayıs 2015 Pazartesi

4 Mayıs 2015 Pazartesi

0

Selamlar!

Selam millet! N'abersiniz? Bu sorularıma hiçbir zaman yanıt alamasam da hala soruyorum arkadaş :) -Ben iki yıl Sherlock'un yeni sezonu için beklemiş/bekleyen bir insanım. Bana pek bir şey koymuyor yani anlayacağınız :D-  Ben mi ne yapıyorum? Üniversiteye hazırlık işte bildiğiniz gibi. Tabi bu süreçte eskisi kadar dizi/film izlemekten geri kaldım mı? Nope, tam aksine epey bir izledim.

Bizim nerd'lere taktım bu aralar. The Big Bang Theory' yi CNBC-e' de denk geldikçe izlediğim bir diziydi. Bir gün tam yeme yerken  aklıma geldi. İzleyeyim dedim. ZAten bölümler kısacık^^ Bu yönden şanslıyım esasen. Bir bölüm yirmi dakika olunca izlemekten pek bir zarar gelmiyor.
Konusuna gelelim öyleyse, izlemeyen kaldıysa tabi ancak biraz da adetten^^-
Dört tane ağır nerd arkadaşımız var: Sheldon, Leonard, Howard Wolowitz, Rajesh Koothrappali. Sheldon -ki kendisi bizim favorimiz oluyor- ve Leonard ev arkadaşıdır. Bu ikisi bir gün yeni komşuları Penny ile tanışırlar. Bizim dörtlü ultra zeki insanlardır. Penny ise daha cahil demek doğru olur. Penny ile tanıştıktan sonra hayatlarına yeni bir pencere eklenir.
Buradan sonrası spoilerlı olabilir.
Ps.1. İlk üç sezon çok iyiydi. 8. sezon sıktı açıkçası. Anack izlemeye devam tabiki^^
Ps.2. Amy karakterini sevdim mi sevmedim mi anlayamadım. Başka biri de olabilirdi sanki.
Ps.3. Artık Leonard'ın konuşurken tırnaklarıyla oynamayı bırakması lazım, anladık, sosyal ilişki kurmakta zorlanıyor da biraz yapay durmaya başladı sanki.
Ps.4. Wolowitz adamım bee. 
Spoiler bitti :) 
İzleyiniz, izlettiriniz efendim. Pişman olmazsınız^^

About Time ya da Türkçeye çevrilmiş haliyle Zamanda Aşk, zaman  yolculuğu ve aşk temasını sevenler için güzel bir film. Romantik film izlemeyenleri bile sıkmayacak bir film (bkz: ben). Ben filmi açmadan önce 'geçmişte yaptığı hataları düzeltme' fikrinden ilerleyecekler sanmıştım ki, izledikçe şaşırdım çünkü işledikleri konun inanın bana daha derinden daha kalbe dokunacak türden. Bu film gençken izlenmeli ve birde ebeveyn olduktan sonra tekrar izlenmeli.
Gelelim konuya: Tim Lake ingiltere'de yaşayan bir adamdır. 21 yaşına geldiğinde babası ona ailelerinde ki erkeklerin zamanda yolculuk yapabileceğini söyler. Tim ilk başta inanmaz ama deneyince gerçek olduğunu görür. Sıra bu yeteneğini nasıl kullanacağındadır.
Benim kişisel tavsiyem şu; zaman yolculuğu teması sıkıntılı biliyorsunuz. Onun için bundan doğan mantık hatalarının peşine düşerek değil de zevk alarak izlemeye çalışın.
Küçücük spoiler var burada:
Ps. 1. Ulan o babayı nasıl öldürdünüz insafsızlar!!111!!!
Ps. 2. Olm o nasıl bir babaydı lan :')


Şimdilik bir dizi bir film yeter sanırım^^ insan yazmaya yazmaya hamlaşıyormuş. Bu arada geçen hafta BNP Paribas İstanbul Open'da tenisin kralı vardı :)
Ben kendime söz vermiştim Federer Türkiye'ye gelirse mutlaka gidicem, görmeden ölmeyeceğim diye. Ah nasıl oldu gidemedim, nasıl fırsat yaratamadım diye başımı taşlara vuruyordum. agsggsdd Dün Final maçı oldu ve  konuşmasında takvimine uyarsa seneye yine İstanbul Open'da olduğunu açıkladı. Bize de 'Alllllaaam inşallah takvimine uyar' diye dua etmek kaldı^^
Bir şarkıyla veda edeyim size: Galiba Almanca öğrenmeye başlamanın eşiği olacak gibi ama dur bakalım.


Kendinize iyi bakın, hoşçakalın! :) 
: