3 Aralık 2015 Perşembe

4

Batman v Superman | Trailer 2

Allahıııııııımmmmmm sana geliyorum! Benim diyen bir DC'ci olarak şu an dans etmek istiyorum. O ne fragman öyle ya! Zack Snyder'e laf edildi falan ancak kotaracak bu işi. Fragman bile bu kadar heyecanlandırıyorsa. Üstelik çizgi roman okuyucusu olarak yorum yapıyorum. Genelde çizgi roman okuyucuları piyasadaki uyarlama filmleri sevmezler her şeyin ilk kaynağı güzeldir çünkü. Ama ben bu film için çok olumlu şeyler bekliyorum. Buyrun fragman:


Batman'li pijamam, Batman'li kupamla karşımdaki Batman çizgi romanlarıma bakarak fangirl krizi geçirmemeye çalışıyorum. Saçmalarsam affedin^^ Şimdi fragmanı izlediyseniz birazcık konuşalım.   Clark Kent nasıl Bruce Wayne'i tanımaz? Nasıl olm? Adam Bruce Wayne kimliğiyle dünyanın en büyük playboylarından ve en zengin bir kaç insanından :D Acaba puştluğuna mı soruyor :ddd. Bu arada Ben Affleck hem Bruce Wayne olarak hemde Batman olarak çok iyi oturdu. Ancak bunu burada bırakıyorum çünkü başka bir yazının konusu olacak.  Bu arada Clark Kent'in sorusuna harika cevap verdi ve tabii ki Joker'a yaptığı gönderme çok iyiydi <3<3<3<3<3<3 Genç Lex Luthor'da çok iyiydi. Bu arada Batplane ve Batmobil harika değil mi ^^ 
Alfred, Earth One'ın Alfred'ine çok benziyor. Nolanverse'ün Alfred'i (Michael Caine) bu filme çok yakışırdı aslında ancak Zack reyizin vardır bir bildiği. Bu arada, Ben'in Batman sesi iyi olmuş bence. Tamam bir Kevin Conroy değil ancak hadi ama bunu da kimseden beklemeyin^^ 
Wonder Woman'ın girişi hoştu. Hatcik bunu sevdi. Bu arada fragmanın Türkçe alt yazılısını DC Comics Türkiye sayfasından izleyebilirsiniz.
P.S. Doomsday ortaya çıkınca Batman'in eline silah tutuşturan Zack'in kafasına kasına vurmak istiyorum. Batman ve silah kelimeleri bile yan yana gelince bir tuhaf bir de fragmanda görünce iyice tuhaf oldum. 
Edit: Doomsday değil Wraith de olabilir. Wraith*


Clowns

Arkadaşlar bu Wonder olmuş.

TDKR

T R I N I T Y

***Gifler A L I N T I D I R. 








27 Kasım 2015 Cuma

2

Hatcik Okuyor | Bram Stoker - Dracula

Selam gençler. Nasılsınız bakalım? Ben de iyiyim çok şükür. Bugün size kitap önermeye geldim. Ama uzun zamandır bloga adam akılllı bir şeyler yazmamak fena paslandırıyor. Şu an 'hım buraya ne yazıyorduk? Nağsıl gidiyorduk?' kafasını yaşıyorum. Olsun, devam edelim bakalım belki bir şeyler çıkar.

Ben de pek çok insan gibi, önce Gary Oldman'ın Dracula'yı oynadığı '92 yapımı Bram Stoker's Dracula'yı izledikten sonra kitabı okudum. Aslında filmi çok zaman önce izledim. Sonra bir gün sıkıntıdan ölürken, ne okusam ne okusam, sıkmasın ama hemen de bitmesin, varoluşçu olur aslında ama elimdeki varoluşçuları okudum, ne okuyacağım ulaağğnn derken Dracula aklıma geldi ve neden olmasın dedim. Zaten Edgar A. Poe sayesinde gotik edebiyata olan hayranlığımı artırmak için yer arıyordum bu da iyi denk geldi. Sırada Frankenstein var^^

Neyse kitaba geçecek olursak, öncelikle filmi aklınızdan silin. Çünkü alakası bile yok. Tamam alakası bile yok derken abartmamalıyım ancak aşırı değiştirilmiş ve edebiyatta bir yer edinip sonra hollywood beyaz perdesine aktarılan -gerçi bunu hollywood diye sınırlandırmak da yanlış, dünyanın her yerinde böyle-  yapıtların yüzde doksanının yaşadığı hazin sonla karşılaşmış: 'Kitabı çok daha iyiydi niye böyle bozmuşlar ://' fikri anında kafanızda beliriyor ki, ben filmi daha önce izlemiştim bu gibi durumlarda bu fikrin oluşması beklenmez ama kitap o kadar iyi ki ister istemez oluşuyor...

Öncelikle kitap günlüklerden oluşuyor. Yani  karakterlerin bakış açılarını daha iyi görüyorsunuz. Kitap Jonathan Harker'ın günlükleriyle başlar ki bence günlüklerin en güzel kısımları bunlar. Kont'un şatosunu gördüklerini anlatmaktadır. Şunu da itiraf etmeliyim ki, en akıcı olan günlükler bunlardı. Lucy'nin, Dr. Seward'ın günlükleri bu kadar akıcı değildi.

Kitap Jonathan Harker'ın, İngiltere'den toprak satın alan Kont Dracula'nın işlemlerini halletmek için Transilvan'ya ya seyahat etmesiyle başlar. Yaşadığı dehşeti günlüğüne yazar. O kadar korkunç şeyler yaşar ki, saçları bembeyaz olur Jonathan'ın. Bir şekilde şatodan kaçarak İngiltere'ye döner ve yolda Mina ile evlenir. Bu sırada nosferatu olan Kont Dracula yeni kurbanını seçmiştir: Lucy...
Mina'nın yakın arkadaşı olan Lucy, Arthur ile evlenmek üzeredir birden hastalık belirtileri baş gösterir. Bunun üzerine Lucy'nin yakın arkadaşı olan Dr. Seward, çok bilgili ve deneyimli olan Dr. Van Helsing'i Lucy'yi tedavi etmesi için çağırır. Van Helsing Lucy'ye neler olup bittiğini çözer ancak onu bir insan olarak kurtaramaz. Onun için yapabildiği tek şey vampire dönüştükten sonra onu gerçek ölümle tanıştırmak olur. -Tanıdık geldi değil mi?^^- Bundan sonra Van Helsing ve arkadaşları, Jonathan ve Mina ile birleşerek Kont'un peşine düşer. Tabii ki, Mina'nın kaçamayacağı şey Kont tarafında ısırılmak olur. Artık adamlarımızın daha Kont'u gerçek ölümle tanıştırmak için daha gerçekçi bir sebebi vardır: Mina'yı kurtarmak.

Aslında yapmak istemiyorum ama bir kaç noktayı filmle karşılaştıracağım. Bu kısımda film için spoiler içeriyor olacak. Ona göre. ^^Öncelikle kitapta Mina Kont'a aşık olmuyor, ipliğini pazara çıkarmak için epey uğraşıyor. İkinci Kont Dracula filmdeki gibi sevilecek hatta biraz daha ileri gidersek tapılacak biri değil aksine epey tiksinç. ^^ Üçüncüsü filmde hafif bir Türk düşmanlığı sezebilirsiniz. Kitapta böyle bir şey yok. Sadece kurgu üzerinden -ki mecbur olarak Dracula Voyvoda yani- gidiyor. Varsa da ben farketmedim diyelim.

Bu arada okurken gerçek vampir edebiyatını göreceksiniz. Misal Kont Dracula da eve davet edilmeden giremiyor ancak nerede o nerede Bill Kompton. Nasıl bu kadar boktan hale geldi bu tema hiç anlayamıyorum. Neyse.

Son olarak bayağı uzun bir kitap ama kesinlikle çok güzel ilerliyor. Okuyun pişman olmazsınız. Hadi gittim ben^^

13 Kasım 2015 Cuma

0

RunBarryRun | Blogda Flash Zamanı

Selamlar! Epey uzun zaman olmuş bloga gelmeyeli. Aslında çok uzun zamandır aklımda olan bir yazı dizisinin haberini vermeye başladım. Bu aralar oluşan çizgi roman furyasından haberdarsınızdır. -ki bu çok çok iyi bir şey bence^^- Bu popülerliğin artışında çizgi romanın TV dünyasında oluşturduğu ünden doğduğunu düşünmek yanlış olmaz. Özellikle Grant Gustin'in başrolünü üstlendiği The Flash, uçmuş durumda. Ben de New 52 öncesi Flash hakkında bir iki kelam etmek istedim. 
Flashpoint, Flash in Batcave.
Normalde bir çizgi roman kahramanının karakterini anlatacak olsaydım, ki aklımda uzun süredir var, bu tabii ki Batman olurdu. Ancak yazın, arkadaşım Burak Can'ın isteği doğrultusunda onu çizgi romana yönelttim. (Üniversite kazanmasının dayanılmaz hafifliği diyorum^^) Nereden başlayacağımız sorunu doğdu doğal olarak. Marvel mi istersin DC mi diye sordum. Sonra önce bu ikisinin arasında ki farkı anlatmam gerektiğini hatırladım. Şayet Marvel deseydi ona çizgi roman incelemesi yapan ve okuma sırası veren blogların adreslerini vermekle yetinecektim Malum, Marvel külliyatını ve benim okuduğum kısmını bilirsiniz. -fecaat-. DC Comics kararını verdikten sonra sırada hangi karakterden gideceğimiz vardı ki, en büyük sorun buydu. Batman'den başlatsam, ağır gelebilirdi, onu soğutmaktan korktum. Supermanden başlatsam, zamanında çok da sevmediğim bir karakterdi. Daha sonradan ısındığım bir karakterle başlatmak da istemedim. Bunun için en iyisi hangi karakterden başlamak isteyeceğine kendi karar vermesiydi. Böylece onu 5 sezon olan Justice League çizgi dizisine başlattım. (Yaşasın DCAU!^^) Kendisi JL'yi çok sevdi. Külliyatından başlamak istediği karakter ise Flash'tı. (Bir de Flash'ın dizisi olduğunu öğrenince tutamayacaktık az kalsın kendisini asagsgd)

Eh bende anlatmaya başladım, bak altın çağda şu oldu sonra gümüş çağa geçildi Barry Allen yaratıldı, Modern Çağ, Crisis'ler, Barry'nin ölümü, Flash' Rebirth, Speedforce derken çocuğun kafası allak bullak oldu. Bu sefer parça parça gitmeye başladık -bu arada kendisi çok şanslı olduğunu düşünüyorum çünkü bana bunları anlatan kimse olmamıştı ve speedforce'un bile ne olduğunu çözene kadar çok sürünmüştüm.- bende kaynak üzerinden gitmeye karar verdim. DC Wikia üzerinden anlamadığı pek çok şeyi anlatmaya çalıştım. DC Wikia'yı çok seviyorum ingilizce okuma yapabiliyorsanız ya da çevirmekten sıkılmıyorsanız DC külliyatı için mükemmel bir kaynak.

Sonra Burak'ın da önerisiyle New52 öncesi Flash'ı anlatma isteği duydum. Beyefendiye bu yazı dizisinin ismini sen koy, malum senin kahramanın, dedim. Ve aylardır bekliyorum.

Ama artık yayınlanma vakti geldiğine inandığım için yazının duyurusunu yapayım dedim ^^ New Earth's Flash is comiiinnnggg! ^^

4 Eylül 2015 Cuma

2

Mim: "Siz Hiç..?"

Selamlar millet! Bazen aylarca yazmayıp bazen bir kaç gün üst üste post atmamı ben de normal bulmuyorum; ancak bu durum biraz farklı^^ Hikaru'nun blogunu gezerken (ki o da artık az yazıyor, şikayetçiyim efenim!) bir mim gördüm. Normalde mimlenmediğim halde adeta üstüne çöktüm ahahahaha Yani ne yapabilirim ki, Hikaruivy'nin kaleminden midir yoksa mimin gerçekten güzel olmasında mı (sanırım ikisi de^^) 'bu mimi yapmazsa ölecek hastalığı'na tutuldum. Ve hemen Hikaruivy'ye yorumdan mimi çalacağımı yazdım (aslında bir tür izin istemekti, ben de böyle değişik bir insanım ne yaparsınız -.-) o da "mim senindir tepe tepe kullan" diye onaylayınca hiç durmadım ve buraya iştirak ettim. Burada Hikaruivy'nin yazısı için: TıkTık.
Buraya küçük bir not düşmeliyim: Bu mim aslında ne Hikaru'nun yaptığı ne de benim birazdan yapacağım şekilde değilmiş. Hikaruivy'yi mimleyen LoverK mimi biraz değiştirmiş ancak sonuna not düşmüş aslı böyledir diye. Daha sonra Hikaru'da LoverK'nın yaptığı halinden hoşlanmış ve o da o şekilde yapmış. Ben Hikaru'nun yaptığı şekilde çok beğendiğim için ben de öyle yapacağım. Ancak durumu belirtelim. Eğer bir yanlış aktarımım olmuşsa da şimdiden affola.
Şimdi sorulara geçelim.

Siz hiç gerçek aşk nedir bildiniz mi?

Şu an için evet diyeceğim ancak zamanla "amaaaan, ne de çocuklukmuş be!" deme olasılığım da çok yüksek. Onun için çok da şey yapmayın asasdsa ^^

Siz hiç acı çektiniz mi?

Tabiki. Her insan gibi. İnsanlığın doğası gereği.

Siz hiç insanların taa gözlerinin içine baktınız mı?

Çok göze bakarak konuşabilen biri değilim ama evet olmuştur.

Siz hiç salıncakta sallanıp bulutları yakalamaya çalıştınız mı?

Yok yav. Kuzenlerimle salıncağa yüklediğimiz en büyük anlam hangimizin daha yükseğe çıkarak birinci olacağıydı. Bu kadar.

Siz hiç ayağınız takılıp düştüğünüzde kendinize bayılana kadar güldünüz mü?

Hem de nasıl. Bu da oldu ancak bunun başka bir versiyonu var onu küçücük bir not olarak düşeyim buraya:
Lisedeyim. (sanırım 10. sınıf ama 11'de olabilir çok güvenmiyorum kendime) Alemdağ'da okuyorum
tabi o zamanlar. Kar yağdığında deli yağıyor ve direkt buz oluyodu. İşte öyle bir günde Kübra'yla yürüyoruz. Kübraya diyorum ki "Bak Kübra şurdan yürü, düşersen ölümüne güler..." gülerim diyemeden şaak diye kayıp düştüm. Ama çok fena düşmüştüm iki hafta ağrısı geçmedi. Neyse efendim, Kübra ile bir baktık birbirimize sonra aynı anda bi gülmeye başladık ama inanamazsınız. Hatta çevredeki bir kaç arkadaşa "Lan gülsenize, niye gülmüyonuz lan, olm çok efsane düştüm hadi gülün" diye zorlamışlığım da vardır ancak aramızda kalsın bu ;)

Siz hiç parmak yarışı yaptınız mı?

Yeap. Abimle çok yaparız. Yeniyor ama.

Siz hiç kafanızı su dolu bir kovaya koyup nefesinizi ne kadar tutabileceğinize baktınız mı?

Allah affetsin küçükken çok salak bir çocuktum. O aralar yaptım öyle bir şey ama çok irdelemeyelim asxlnsxnd

Siz hiç ruh çağırdınız mı?

Yok, yav. Cin min gelir diye tırsıyorduk. (Ne bilelim ya gelseydi? asdfghjkl)

Siz hiç altın günü yaptınız mı?

Yaş daha 19. Henüz öyle şeylere girişmedim. Annemin de girmişliği yoktur ancak yengem sayesinde bulunmuşluğum vardır.

Siz hiç pamuk şeker yerken elinize gözünüze bulaştırdınız mı?

İvit, hem de çok kereler.

Siz hiç bir gece uyanıp sevdiğinizin (kim olursa olsun) nefesini dinlediniz mi?

Valla arkadaşlar hiç öyle huylarım yoktur.

Siz hiç saatlerce köpük banyosu yaptınız mı?

Küvet sevmem ya ben. Duran su da yıkanılır mı arkadaşlar. O yıkanmak için değil keyif için diyosanız onu da sevmem. cık yani agxjasjxs

Siz hiç çimlerin üzerinde çıplak ayak yürümenin keyfini yaşadınız mı?

Eveeeet! Yapmadan ölmedik şükür^^

Siz hiç yağmur altında çılgınlar gibi koştunuz mu?

Hahah, evet Alemdağ'da  yapmışlığım vardır.^^

Siz hiç bir günü hayıflanmadan geçirebildiniz mi?

Evet. Ve bunu Hikaru'nun dediği gibi prensip haline getirmek lazım esasen.

Siz hiç sesiniz kötü bile olsa bile bir şarkıyı bağıra bağıra söylediniz mi?

Evet. Evde tek kaldığım her seferde sdazasxyhscxhgsa Tabi buna manyak gibi dans etmeyi de ekleyin kbxkdbkdbkdbkd Onu geçersek iyi bir arkadaş grubunun getirilerinden biri daha :DD

 

Siz hiç kendi takımınızı yense bile karşı takımı alay etmeden medenice tebrik ettiniz mi? 

Karşımdaki seviyesini bilmeyen, "aman ben gömeyim de ne olursa olsun" kafasını yaşayan gerizekalılar olmadığı sürece evet, ettim.^^

Siz hiç yardımlaştınız mı?

Komşu komşunun külüne muhtaçtır asdfghjkl Tabiki, Hem yardımlaşmadan nasıl bu kadar yükün altından kalkıcaz alskcmalscm

Siz hiç saatlerce beklemenize rağmen acelesi olduğu her halinden belli olan birine yerinizi verdiniz mi? 

Hımm başıma hiç gelmedi ama olsaydı verirdim gibi. Aciliyeti varmış sonuçta. 

Siz hiç cep telefonunuzu evde bırakıp dışarı çıktınız mı?

Yaptım. Çok da güzel bir şey. Zamanınızın hepsini yanınızdaki insana ayırıyorsunuz.

Siz hiç etraf ne der diye düşünmeden bir kez olsun rahat hareket ettiniz mi?

Hahah, tabiki. Genel olarak davranışlarımı da insanlar ne der düşüncesiyle ayarlamam, davranmak istediğim gibi davranırım. Genel olaylarda da böyle olmuştur. Böylece pişmanlık seviyesi minimuma iniyor gibi^^

Siz hiç gönlünüzce yaşayabildiniz mi?

Bu sorunun cevabı için çok başta bir noktadayım. Zaman geçsin ben bu soruya ayrıca cevap vereyim. (tabi o zamana bilok çöp olmazsa ^^)

Hehehe sorular bu kdardı. Bir de Hikaruivy'nin soruları vardı ancak o kadar yüzsüz olmayayım ve onlar mimlenenlere özel olsun bakalım. 

veeeee Burak ve Büşra kankilerim sizleri mimliyorum. Klavyenize kuvvet^^ Haydi kalın sağlıcakla^^






1 Eylül 2015 Salı

0

Batman - Noel

Batman is in the kitchen, Robin's in the hall. Joker's in the bathroom, I'm peeing on the Wall!*
Ehem, geldik mi? Başladı mı yayın? Zeki Müren de bizi görecek mi? (Yalnız babaannem, Allah rahmet eylesin, bu cümlenin muadilini söylemişti zamanında. Gerçekten bak.^^)
Neyse, eğlenceli girizgah yapacağım diye batırmasam iyi kızım aslında. Olsun, biliyorum beni böyle sevdiniz. -mi acaba?^^-
Başlıktan da anlayacağınız üzere Batman'in Noel Grafik  Romanı hakkında çiziktirmeye geldim. "İyi de Hatcik, sen şu yazında Daredevil'leri yazacağını söylemiştin." dediğinizi duyar gibiyim. Ben de öyle zannediyordum. Lakin, kitaplığımda çoook uzun zaman aönce alıp, kedinin ciğeri yemesi gibi çabucak okuyup bitirdiğim Batman çizgi romanlarımın -canlarım- "Sen kim köpeksin de bizden önce, sonradan okuduğun çizgi romanları yazıyorsun?" diye haykırışlarını duyar gibi oldum... Üzüldüm, hüzünlendim... Adeta içim parçalandı, ben neden bu kadar tembel bir bloggerım, neden içerikleri zamanında yayınlamıyorum diye... Ancak bir hocamızın bir lafı vardı: "it yediği naneyi -burayı sansürlediğimi anladınız değil mi? Lütfen anlayın- bırakmaz" diye. Bende o misal; böyle gelmiş böyle giderim, sanırım.^^
Paragraf içi not: Hocamız neden mi bize öyle diyordu? Sanırım burayı aydınlatmalıyım agxsgcgdsdgvdhg Birincisi kafa bir adamdı. İkincisi sigaradan her yakalanışımızda söz veriyoduk daha yapmıycaz diye o da cevaben bunu söylüyordu agdxhgasxchschxcshc

Evet konumuza dönüyorum. Vallahi bak! ^^

Batman: Noel
Yazan ve Çizen: Lee Bermejo
Çevirmen: İlke Keskin

Her şeyden önce söylemek istediğim bir şey var: Ben bunun kapağına hayran kaldım. Ne saçma demeyin, abimi çizgi roman almaya Büyülü'ye göndermişim (Bkz: Büyülü Dükkan). Abim de kararsız kalmış beni arıyor:
-Alo, abisi?
-Efendim abi?
-Çizgi romanı almaya geldim ama çok kararsız kaldım. Gülen Adam'mı, Noel mi? Earth One mı? Batman Pelerinli Süvariye ne oldu mu?
-Abi Pelerinli Süvariye girme çıkamayız ashsdchds
-Eee hangisini alayım şimdi?
-Tam adamına sordun?
-Olm bu Noel'in kapağı efsane lan... Mükemmelmiş galiba Noel alıcam.
-İyi bakalım...
-Hadi görüşürüz.
Eve geldiğinde gördüm ki dayanamamış; Noel, Gülen Adam ve Earth One'ı almış gelmiş. ahahah. O zaman bayağı bayram etmiştim. (Bu yüzden çizgi roman almaya abimi gönderdiğim doğrudur.)
Evet, kapağından bahsettiğime göre devam edebilirim. JBC Yayıncılık Noel'i yanlış hatırlamıyorsam Aralık 2014'te çıkarmıştı. Tabiki ben o tarihte alamadım. :D Grafik  Roman, Charles Dickens'ın A Christmas Carol  (Bir Noel Şarkısı) eserinin Batman evrenine uyarlanmış hali olduğu için çok ilgimi çekmişti. Lee Bermejo hakkını vermiş, çizimler harikaydı. Bir kaç yerden okuduğum kadarıyla Lee Bermejo'nun kurgusunu eleştirenler olmuş ancak ben sevdim. Bu konuda eleştiremeyeceğim yani.
Diğer sevdiğim şey ise Charles Dickens'ı hatırlatarak başlaması. Belki çok büyük bir şey değil ama benim cidden hoşuma gitti.
"Orada, insan kalbinin derinliklerine gömülmüş olanı avlamak isteyen bir tutku vardır."

Konusuna gelirsek: Batman (ki kendisi Scrooge olarak anılıyor) Joker'in peşindedir.
Bob diye bir adamı takip eder. Bob sakat bir çocuğu olan fakir biridir ve Joker'in kuryeliğini yapmaktadır. Batman Bob'u yakalar ve Joker'i soruşturur. Tabiki aldığı cevap "Bilmiyorum" olur. Bunun üzerine Batman, Bob'u ve oğlunu takip eder.
Spoiler// Spoiler hiç vermek istemiyordum ancak Alfred'in bu planın zararlı olabilceğini, benzer bir plan sonucu Jason Todd'un öldüğünü hatırlatınca Bruce'un hissettikleri, gördükleri bayağı acıklıydı be!//
En sonunda beklendiği üzere Joker'le karşılaşır. Ve Batman'in nasıl bir kahraman olduğu kitap sonunda yine gözler önüne seriliyor... Yani bu Grafik Roman için Kara Şövalyenin iç dünyasını yansıtıyor diyebiliriz.

                     

Superman ve Catwoman'ı görüyoruz kısacık. Ve Joker'in Batman'i sürüklediği şu kare... Ben çok etkilendim çizimden.  "Lee Bermejo'nun işlerini ilk kez görüp ağzı açık kalanlar... Yalnız değilsiniz!" demiş Jim Lee. O bile takdir ettiyse bana pek laf düşmez gerçi. ahahaha^^ 

Gelelim JBC Yayıncılığa. Ya da Ertan -The Boss- Ergil ve ekibine diyebiliriz. Çok şahane iş çıkartmışlar. Balonlamalar, çeviri, her şeyini çok sevdim ben bu Grafik Romanın. Eh, kuşe kağıdı olması da ayrı bir zevk veriyor okurken. Bu arada grafik roman çevrilirken her şeye dikkat edilmiş. Teşekkürler JBC!
 Not: Yukarıda giriş yaparken * koymuştum onun için tıklayınız*
Not 3: Mutlaka alıp okumanızı öneririm.
Not 4: Aşağıya Batman Noel'de JBC'nin ne kadar dikkatli iş yaptığını gösteren bir kaç örnek ekleyeceğim. Bakmak isteyenleri aşağı alalım diğerleri ise burası yazının sonu. 
Kendinize iyi bakın!^^ 
Polis Merkezi

"Alice B. Fletcher'ın Anısına"

"Ocak 1915 - Kasım 1979"

"Nisan 17"

Lara'nın ellerine sağlık. Çok şeker olmuş! ^^ (Bkz: Lara Ergil) 
Kameram ne kadar iyi çekebildi bilmiyorum ama yazı tersten okunabiliyor. O kadar dikkat yani!^^ 

"Joker Kaçtı!"

"Mutlu Noeller"


20 Ağustos 2015 Perşembe

19 Temmuz 2015 Pazar

0

♥ ♡

Eh geçtiğimiz günlerde Batman V Superman'in San Diego Comic Con trailerı yayınlandı. Dc takipçileri olarak çılgına döndük ve adeta Batmaaan Supermaaan diye kudurduk, ehem sevindik diyelim. Bazılarımız Ben Affleeeeeck sen neymişsin beee diye naralar attı ama bu başka bir yazının konusu. Gelelim sadede -eh, buraya ufak bir not düşmeye gelmiştim.- Ben Affleck instagramdan SDCC'ye ait bir fotoğraf paylaştı.


Eh, aklıma direkt Justice League 1. Seson 19. Bölümden -yanlış hatırlamıyorsam- şu sahne geldi:


Evet, Benim diyen DC hayranı. Çok zaman adam akıllı bir sinema evreni bekledik durduk. DC animasyonlarını hatmettik. Nolan'ın Batman üçlemesini ezberledik. Hatta Tim Burton Batman'lerini de kattık araya. Ama zaman bizim zamanımız. Mutluluğu biz de hakediyoruz asjdjdkdkd

Ps. Şu resmi paylaşmamak için çok direndim ama kendimi tutamadım ajsjdjdj
Ps2. Siz de Ben Affleckin resmini gördüğünüzde aklınıza bu geldiyse gelin tanış olalım. Sonuçta buna sevinebilen kaç kişiyiz şurada :d
Ps3. Dc comics sever olduğunuz halde aklınıza gelmediyse de yine de tanış olabiliriz asbsjdnd
Ps4. Notlardan ayrı yazı çıkarmış ajsjssjs
Ps5. Sadece Batman seviyosanız da olur blogumda bloggerlar için her zaman yerim var ahshshs
Ps6. Kafamda mim planı var yapsam mı?
Ps7. Tamam gittim.
Ps8. Valla gittim. 

28 Mayıs 2015 Perşembe

26 Mayıs 2015 Salı

2

Hayatta güzel şeyler oluyor. İki arkadaşımla buluştum. Biriyle sürekli görüşüyorduk zaten ama diğeriyle lise bittikten sonra sadece telefonla irtibat kurmuştuk. Aradı sağolsun. 
"Koyu sohbet var, gel." dedi. Bir durdum. Noluyo lan dedim kendi kendime. "XX cafede oturuyoruz, çabuk ol." dedi, atladım gittim. Eskileri yâd ettik. Hatırlamak ve hatırlanmak güzel.
Sürekli görüştüğüm arkadaşımda gözüm kolyesine takıldı. O kolyeyi gözüm bir yerlerden ısırıyordu. Sordum.
"9. sınıfta bana hediye aldığın için tanıdık geliyor olabilir mi?" dedi. Adfghjkldghsdj kendi aldığım kolyeyi hatırlamıyorum arkadaş ashsjsdshcjs -Ama kaç yıl geçmiş yani^^- Neyse, güldüm bayağı.
Düşünsenize yıllarca saklamış o kolyeyi ve takıyor. O arkadaşımla birbirimize pek süslü laflar etmeyiz  -Sen benim için şöyle değerlisin, böyle seviyorum tarzında.- ama bu hareketler çok şık değil mi yahu! ^^
Madem bu blogu -çoğunlukla- düşüncelerimizi kayıt almak için tutuyoruz, bu da buraya not olsun:

Biliyorum ki ara ara buraya bakıyorsun. Bakmasan da bir gün yolun düşecek. Lise de ilk sıra arkadaşım olduğun için çok mutluyum. Böylece bugünlere gelebildik. Hiç yargılamadığın için teşekkür ederim. Çok korumacı olduğun ve hep yanımda olduğun için teşekkür ederim. Araya zaman girse de mesafe girmesine izin vermediğin için teşekkür ederim. Görüyosun ya, artık böyle cümleler kurabiliyorum. Evet, bende değiştim. Bazen aklımdan geçenleri okuyorsun sanki, bende kimsenin görmediği noktaları görüyorsun. Cansın. 

Son bir not: Bunu okursan, okumamış gibi davran^^

21 Mayıs 2015 Perşembe

0

Bir Melodinin Anımsattıkları

 

Bu aralar epey sık geldim buraya. -Aman Allah nazarlardan saklasın^^- Blog yazmak güzel şey. Çok güzel. Kafamı boşalttığım nadir hobilerimden. Neyse konuya geri dönelim -girmiş miydik ki?^^- Bugünler de aklıma A Gentleman's Dignity düştü. Düşündükçe içimi hoş bir duygu kapladı. Ost'yi bir dinleyeyim dedim... Özlemişim. Eski günlerimi çok özlemişim. A Gentleman's Dignity'yi izlediğim zamanları çok özlemişim. Aslında depresif duyguların tavan yaptığı zamanlardı ama insan zaman geçince iyiyi, güzeli hatırlıyor ya, benim ki de o hesap. O zamanlar farklıydı. En azından kafam bugünler kadar karışık değildi. Çoğu şeyin öz olduğu zamanlardı. Deli gibi hayal kurabildiğim zamanlardı. "Kanka dersten kaçıp çardağa mı gitsek Nesli'lere mi gitsek? Yoksa Yeşilbahçe mi yapsak?" zamanlarıydı. 
Bir arkadaşım vardı. Hala arkadaşız ama araya zaman girdi sanırım... Ben bir kore dizisi izlerdim o da bir tanesini. Ertesi gün olunca hikaye anlatır gibi izlediğimiz bölümleri anlatırdık asdfghjk Bizimkiler de müthiş bir merakla dinlerdi. Sonra kritiğini yapardık ahajajahaja. A Gentleman's Dignity de özenip 'Hacı biz kesin bu dörtlü gibi olucaz he. Kimse kopmaz olm bizden...' diye söylenir dururduk. Öyle ihtişamları hayatlarımız olacağını sanırdık. 
Sonra ne mi oldu? Birimiz eğitim hayatını bıraktı,ben tekrar sınava hazırlanmaktayım, diğerimiz hayalini gerçekleştirdi -Allahıma çok şükür birimiz yapabildi^^-, diğerimizin net bir düşüncesi yoktu zaten. Girdiği bölüm nokta atışı oldu bir nevi, epey mutlu. 

Lafın özü, bu diziyi izlerken deli hayaller kurardık. Gerçekleştireceğimize de adımız gibi emindik. Bununla mutluyduk. Şimdiyse... Neyse boşverin şimdiyi. Düşünmek lazım, hayatımıza kimler geldi, kimler geçti. Şu an ihtiyacımız olsa kim yardımımıza koşacak. Bunları iyice düşünüp yeni hayaller kurmak lazım... Güzel ve samimi olandan. Düşününce bile gülümseten türden...
Annyong.

20 Mayıs 2015 Çarşamba

0

Bloga Yeni Bir Soluk

Ocak 2012'den beri bloggerdayım...12 Ağustos 2012'den beri ise blogum canlı... Yani sayılır^^ Blogun düzenlemesini ilk yaptığımdan beri aynıydı. Yani sağına soluna eklediğim eklentiler hariç görünüm olarak aynıydı. Dedim artık yenilik şart. Hem çizgi roman yazıları yazmak istediğim için biraz daha sert görünümlü bir şey yapmak istiyordum ki yine pembeli kalpli bir şey oldu ahshdscıdscdsd Neye niyet neye kısmet diyelim. Aslında bu değişim ders çalışmamak için yaptığım işgüzarlıklardan biri oldu ama neyse çaktırmayın asdfghjkl Esasen değişiklikleri sevmem. Hemde hiç sevmem. (Saç kestirmek hariç ^^) Ancak bakalım bu değişiklik bloga belki bana da iyi gelir^^ (Oh no, no, noooo!) Yani çok içime sinmedi çünkü kodlarla düzeltilmesi gereken çok yeri var ancak epey yoruldum. Ancak bir kaç gün sonra başlarım yine düzenlemeye ^^ Uğraşmaya uğraşmaya hamlamışız yahu. Sonuç olarak bu yeni tema beni epey götürür uzunca bir süre değiştirmem.
Siz ne düşünüyorsunuz? Güzel olmuş mu yoksa eski hali mi daha iyiydi?^^

16 Mayıs 2015 Cumartesi

0

Dinleyiniz #1

Şimdi ben bu Grant Gustin beyefendisini çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Böyle konuşması falan çok sempatik. Bu arkadaşı Flash olarak seçtiklerinde bir olacak mı kıvıracak mı diye düşünmedim değil. Ama maşallah çok da güzel oynadı ama bu başka bir yazının konusu. Neyse ben diziyi ilk izlemeye başladığım zaman bayağı araştırdım bu çocuğu. Glee'de Sebastian Smythe diye kötü bir karakteri oynamış. -Şu sevimli surattan da villain çıkartana helal olsun valla. Ciddiyim bak.-
Glee'de oynarken de Michael Jackson'ın Smooth Criminal şarkısını söylemiş Naya Rivera adlı hanım kızımızla. Epey zamandır sürekli dinliyorum daha bıkmadım ama bakalım ne zaman bıkacağım. Sizde dinleyiniz, dinlettiriniz, bıkınız, bıktırınız. ^^


13 Mayıs 2015 Çarşamba

0

Sıkıldım!

Selamlar... Gecenin bu saatinde hemde^^
Bir hal hatır bildirip kaçacağım. Hayatımın çok değişik bir döneminden geçiyorum. Tamam hayatımız üç saatlik sınava bağlı diye saçmalamayacağım ama aşırı yıpratıcı bir dönem olduğunda hemfikiriz bence^^
Neyse, asıl konumuza dönelim. (Neydi ki? :D) Bilen bilir -ki çevremde çizgi roman okuyan çok az kişi olduğu için bilenler bir elin parmağını geçmez-, pek Marvel okumam. Pek okumam derken saçma sapan bir şirket hayranlığından bahsetmiyorum. Yani piyasada ki Marvel düşmanı/DC comics düşmanı olan fanlardan bahsediyorum. Hayır, onlardan değilim. Sadece DC universe beni kendine daha çok çekiyor. -Batman, Flash, Green Lanterns ve dahası!- Bir de Marvel bana DC'ye göre daha komplike geliyor. Yani DC'nin animasyon veritabanı bile çizgi roman okumaya yeni başlayan biri için pek çok şeyi açıklığa kavuşturuyor. -Hele çizgi romana DC'den başlamak isteyenler çok şanslı, New52 harika!- Ki ititraf etmeliyim ki animasyon evreninin film evreninden daha güzel geldiği zamanlar öyke çok ki, bu noktada yine cevabım DC oluyor. Ancak  gerek konumuzun çıkış noktası olan sınav dönemi stresinden gerekse evde elimde olan DC çizgi romanlarını okuduğumdan ötürü elimde olan Daredevil'leri bitirmeye karar verdim. Marvellar elime nerden mi geçti? Abim de çizgi roman okur ve sanırım Marvel'i daha çok okuyor ve benim durumumun tersine olarak Marvel evrenine daha çok hakim. -En azından öyle zannediyorum^^-  Sonuç olarak -tembelliğim tutmazsa- Okuduğum Daredevil'leri bloga not etmek istiyorum. Şimdilik bu kadar. Gece gece -okuyan varsa^^- kafanızı şişirdim^^. Kendinize iyi bakın!

Ps. 1. Çizgi roman hakkında daha fazla bilgi -ya da bilgi edinmek^^- isteyenler için: Altevren
Ps. 1.1. Okumadan geçmeyin: Comics alemine giriş rehberi (Altevren)

11 Mayıs 2015 Pazartesi

4 Mayıs 2015 Pazartesi

0

Selamlar!

Selam millet! N'abersiniz? Bu sorularıma hiçbir zaman yanıt alamasam da hala soruyorum arkadaş :) -Ben iki yıl Sherlock'un yeni sezonu için beklemiş/bekleyen bir insanım. Bana pek bir şey koymuyor yani anlayacağınız :D-  Ben mi ne yapıyorum? Üniversiteye hazırlık işte bildiğiniz gibi. Tabi bu süreçte eskisi kadar dizi/film izlemekten geri kaldım mı? Nope, tam aksine epey bir izledim.

Bizim nerd'lere taktım bu aralar. The Big Bang Theory' yi CNBC-e' de denk geldikçe izlediğim bir diziydi. Bir gün tam yeme yerken  aklıma geldi. İzleyeyim dedim. ZAten bölümler kısacık^^ Bu yönden şanslıyım esasen. Bir bölüm yirmi dakika olunca izlemekten pek bir zarar gelmiyor.
Konusuna gelelim öyleyse, izlemeyen kaldıysa tabi ancak biraz da adetten^^-
Dört tane ağır nerd arkadaşımız var: Sheldon, Leonard, Howard Wolowitz, Rajesh Koothrappali. Sheldon -ki kendisi bizim favorimiz oluyor- ve Leonard ev arkadaşıdır. Bu ikisi bir gün yeni komşuları Penny ile tanışırlar. Bizim dörtlü ultra zeki insanlardır. Penny ise daha cahil demek doğru olur. Penny ile tanıştıktan sonra hayatlarına yeni bir pencere eklenir.
Buradan sonrası spoilerlı olabilir.
Ps.1. İlk üç sezon çok iyiydi. 8. sezon sıktı açıkçası. Anack izlemeye devam tabiki^^
Ps.2. Amy karakterini sevdim mi sevmedim mi anlayamadım. Başka biri de olabilirdi sanki.
Ps.3. Artık Leonard'ın konuşurken tırnaklarıyla oynamayı bırakması lazım, anladık, sosyal ilişki kurmakta zorlanıyor da biraz yapay durmaya başladı sanki.
Ps.4. Wolowitz adamım bee. 
Spoiler bitti :) 
İzleyiniz, izlettiriniz efendim. Pişman olmazsınız^^

About Time ya da Türkçeye çevrilmiş haliyle Zamanda Aşk, zaman  yolculuğu ve aşk temasını sevenler için güzel bir film. Romantik film izlemeyenleri bile sıkmayacak bir film (bkz: ben). Ben filmi açmadan önce 'geçmişte yaptığı hataları düzeltme' fikrinden ilerleyecekler sanmıştım ki, izledikçe şaşırdım çünkü işledikleri konun inanın bana daha derinden daha kalbe dokunacak türden. Bu film gençken izlenmeli ve birde ebeveyn olduktan sonra tekrar izlenmeli.
Gelelim konuya: Tim Lake ingiltere'de yaşayan bir adamdır. 21 yaşına geldiğinde babası ona ailelerinde ki erkeklerin zamanda yolculuk yapabileceğini söyler. Tim ilk başta inanmaz ama deneyince gerçek olduğunu görür. Sıra bu yeteneğini nasıl kullanacağındadır.
Benim kişisel tavsiyem şu; zaman yolculuğu teması sıkıntılı biliyorsunuz. Onun için bundan doğan mantık hatalarının peşine düşerek değil de zevk alarak izlemeye çalışın.
Küçücük spoiler var burada:
Ps. 1. Ulan o babayı nasıl öldürdünüz insafsızlar!!111!!!
Ps. 2. Olm o nasıl bir babaydı lan :')


Şimdilik bir dizi bir film yeter sanırım^^ insan yazmaya yazmaya hamlaşıyormuş. Bu arada geçen hafta BNP Paribas İstanbul Open'da tenisin kralı vardı :)
Ben kendime söz vermiştim Federer Türkiye'ye gelirse mutlaka gidicem, görmeden ölmeyeceğim diye. Ah nasıl oldu gidemedim, nasıl fırsat yaratamadım diye başımı taşlara vuruyordum. agsggsdd Dün Final maçı oldu ve  konuşmasında takvimine uyarsa seneye yine İstanbul Open'da olduğunu açıkladı. Bize de 'Alllllaaam inşallah takvimine uyar' diye dua etmek kaldı^^
Bir şarkıyla veda edeyim size: Galiba Almanca öğrenmeye başlamanın eşiği olacak gibi ama dur bakalım.


Kendinize iyi bakın, hoşçakalın! :) 
:

6 Ocak 2015 Salı

2

Eskilere Göz Atmaca ~

Sa gençler ^^ Eski bayılarak izlediğimiz dizilere şöyle bir göz atayım dedim :D Düşlerimin Prensinden başladım haliyle ^^

Olum bu Yul Goon'un tip ne lan ajajahajajaaajaajajhahaj O kazak ne asgdsgagsagsh Lan hadi kazağı geçtim o saçma salak kolye ne aqym dlasgdasgxhgasjgjgxajgjsgjasjhasjjsx Kimse de olum sen bunu niye giyiyosun dememiş mi adsnkjasbkxbaskbksab

Neyse ben ölümüne Shin Goon'cu idim zaten, yıllar geçmesine rağmen Yul'a olan nefretim geçmemiş bunu da öğrenmiş oldum sadsafxgsfafsa

Hadi ben kaçar kankalar arv ahajhajhjahjajhajha