25 Mart 2014 Salı

2

Black Mirror: Modern Toplum Eleştirisi #1

     Selam millet! Nasılsınız? İyisinizdir umarım... Beni soracak olursanız eh meh işte :D Şu YGS başımdan geçer geçmez dizilere sardım ve bloga koştum hemen ehehe :D Bugün İngiliz dizisi olan 'Black Mirror' hakkında konuşacağım birazcık :D 

    Black Mirror, İngilizlerin 'On numara dizi yapalım, senede 3 bölüm verelim, bekleyip dursun ibneler' ekolünden çıkmış bir dizi. Toplamda 2 sezon çekilmiş ve toplamda 6 bölüm var. Bu yazımda birinci sezondan  birinci bölümden bahsedeceğim. Daha sonra diğer bölümleri de yazarak seri halinde bitireceğim...


Günümüzde var olan düzeni başka bir bakış açısından ele alan, kendi kurdukları düzeni eleştiren bir dizi Black Mirror. Tabi fütüristik öğeleri içinde bol bol bulunduruyor. Gelecek için duyulan endişeyi ama aslında günümüz için de geçerliliğini koruyan bir eleştiriye sahip. Her bölüm farklı bir konu işleniyor. Her bölüm film tadında aynı zamanda.

THE NATIONAL ANTHEM (S01EP01)
Birinci bölümün konusu şöyle: İngilterenin başbakanı gecenin bir yarısı uyandırılır. Prenses Susannah'nın kaçırıldığını gecenin bir yarısı Youtube'a yüklenen video ile Susannah'yı geri verme karşılığında bir takım isteklerde bulunulduğu açıklanır. Ancak bu öyle bir istektir ki hem insanlık dışı bir istektir hem de yapılması zorunlu olan bir istek.

--AĞIR SPOILER--
Benim 1. sezonda en beğendiğim bölümdü. Çünkü günümüzün ta kendisi, en açık eleştirisi olan bölüm buydu. Ve nasıl insanların ne hale geldiğini gösteren... Özet olarak şöyle anlatayım:
Prensesi kaçıran adam hiçbir şekilde bulunamaz ve prensesi serbest bırakma karşılığında başbakanın canlı yayında bir domuzla cinsel ilişkiye girmesi ister... Başbakan tabiki bunu kabul etmez ancak teknik olarak failin yakalanması imkansızdır. Ve Prime Minister Kraliçenin ta kendisi tarafından aranarak istenilen şeyin yapılmasını ister (dolaylı olarak tabiki)... Başbakan bu durumun yayılmamasını istesede 9 dakika içinde video internette dağılır ve çok sayıda insan izlemiştir. Başbakanın bu isteği yerine getirme konusunda insanlar çok acımasız davranmaya başlamış, kimileri ti'ye almış, kimileri desteklemiştir. Atılan tweetler başbakanın karısını psikolojik olarak son safhaya getirmiş durumdır. Ancak videoda belirtildiği gibi saat 4 olmuş ve isteneni yapma vakti gelmiştir. Yayın başlamadan önce bir uyarı çıkar: Başbakanın uygunsuz görüntüler içeren şeyler yapacağını ve televizyonların kapanması istenir. Ancak insanlar televizyonları kapatmayı bir yana sırf bu yayını izlemek için sokakları boşaltmış, herkes evlerinde pür dikkat, dalga geçerek başbakanı izlemiştir. 
Ancak prenses yayın yapılmadan yarım saat önce yarı baygın bir şekilde sokağa bırakılmıştır ancak kimse farketmemiştir. Malum bir canı kurtarmak için isteneni yapan (tabi bunda yaparsa kahraman olacağı yapmaz ise her şeyinin elinden alınacağı ve ailesi ile kendisinin can güvenliğinin kalmayacağı gibi tehditler üzerine yapıyor) başbakanı kim izleyecek yoksa? İşte bunu kanıtlamaya çalışan fail gerçeği gözler önüne sererek intihar etmiştir....
Bir de bu bölüm için şunlar söyleniyor: Eski zamanın İngilteresinde dük'in karısı (sanırım) Godiva adında bir Lady varmış... Kocasının halka koyduğu ağır vergileri kaldırtmak istiyormuş. Kocasıda şehirde çırılçıplak gezerse vergileri geri çekeceğini söylemiş. Lady Godiva'da haber saldırtmış yarın şu saatte şehirde çıplak gezeceğini. Lady'sine bağlı olna halkda o saatler içinde evine girmiş, kapıyı bacayı örtmüş ve kimse LAdy Godiva'yı gözetlememiş... (Bir kişi haricinde o da kör olmuş zati...) Bunun üzerine kocasıda vergileri geri çekmiş...
Yani demem o ki, insanlığın geldiği nokta nereden nereye...
Sğalıcakla kalın millet... Sonra görüşmek üzere ;) 

3 Mart 2014 Pazartesi

0

2 Yeni Anime

Selam millet! Nasılsınız? Beni pek sormayın YGS modundayım. Son 20 günde eksik YGS konularımı tamamlayacağıma inandırdılar (evet çevremdekiler asdfsdf :D) ancak ben henüz kamp moduna geçemedim. Şu sınav haftası bitsin eksiklerimi gidermeye çalışacağım ama ^^ Bugün bir kaç an,meyle ilgili yazayım dedim hem kafam dağılsın maksat :D

ELFEN LIED (Erufen Rito)
Anime izleyesim tuttuğu dönemlerde (böyle dediysem de çok uzak bir dönem zannetmeyin, yakın bir dönem ehehe^^) güzel bir şeyler izlemek için yaptığım derin araştırmalar sonucunda ulaştım bu animeye. Herkes ilk 10 animesine (Hatta ilk beşine bile alan çok kişi vardı) bunu eklemiş. Dedim bu kadar insan söylüyorsa vardır bir bildikleri başladım bende. 
Konusu şöyle: Dicloniuslar insanların evriminin bir sonraki varlığı olduğuna kanaat getirilmiş varlıklardır. Normal insanlardan fiziksel olarak boynuzları ve görünmeyen vektörleri yönüyle ayrılırlar. Bu vektörler ortalama olarak 2 metre uzunluğundadır ve bu görünmez eller herhangi bir insana değdiğinde bu bireyin doğan/doğacak çocuğu Diclonius olarak doğmaktadır. Dicloniuslar içlerinde savaş halindedirler, iyi ve kötü taraf. Çevreden gördükleri tepki onları genellkle öldürme eğilimine getirir. Zaten Dicloniuslar insanlığa tehdit olarak görüldüğünden ya öldürülür yada bir araştırma merkezinde tutulurlar.
Bir gün bu merkezden Lucy adında bir Diclonius kaçar ve kaçarken bir çok insanın ölümüne sebep olmuştur aynı zamanda kafasından bir kurşun darbesi almıştır. Bu kurşun darbesiyle Lucy'nin hafızası kaybolmuştur ve kişilik bölünmesi yaşamaktadır. Sabaha karşı Kohta ve Yaku adında ki kuzenler sadece 'Nyuu' diyebilen Lucy'yi bulup ona üzülmüştür ve yardım etmeye karar vermişlerdir. Ancak Lucy'nin içinde yaşadığı iyi-kötü savaşından habersizdirler. Zamanla Kohta, Yaku ve Lucy geçmişte yaşadığı şeyleri hatırlayacaktır.

Gelelim benim düşündüklerime... Bu overrated bir animeden başka bir şey değil. Tamam verdiği mesajlar çok güzel, zaman kaybı değil ama insan hakkında yazılanları okuyunca diyor ki "aha hayatımın bakış açısını değiştirecek bir anime buldum". Yok öyle bir şey. Evet izlerken içim burkulmadı mı? Üzüldüm. İnsanoğlunun yaptıkları, yapacakları, yapabilecekleri göz önüne serilmiş ancak "İlk beş animem içerisinde, mükemmel, ben böyle bir anime daha izlemedim" gibi yorumlarda yalan onu bilin de izleyin derim :)


KIKI'S DELIVERY SERVICE (Majo No Takkyubin)


IMDb'nin sunduğu izleme tavsiyelerinde karşıma çıktı bu anime. Konusuna baktım dedim güzelmiş izlenir sonra bir baktım Miyazaki'ninmiş! Hiç zaman kaybetmeden başladım izlemeye. 
Konusu Şöyle: Kiki 13 yaşında cadı bir kızdır. Ve her cadı gibi o da 13 yaşında başka bir şehirde (başka bir cadının daha bulunmadığı) tek başına yaşayarak eğitimini tamamlamalıdır. Böylece Kiki, annesinin hediye ettiği süpürgeyle kedisi Jiji'yi de yanına alarak yola çıkar. Bu yeni şehirde kendisine yardımcı olan bir fırıncının yanında kendi işini yapmaya başlar, Kiki'nin Kurye Servisi. Ancak Kiki zamanla cadılık yeteneklerini kaybetmeye başlar. Kiki'de yeteneklerini geri kazanmaya çalışırken farklı olaylar gelişir.

Harika bir anime! Bayılırım böyle cadı temalı şeylere... Animeyi izlemeye başladığımda sürekli bir tanıdıklık hissediyordum. Şu sahneyi bir yerden hatırlıyorum, şurası çok tanıdık sanki şu çizimi daha önce görmüştüm diye  kurcalaya kurcalaya sonunda hatırladım. Yani eğer yalnış hatırlamadıysam tabi.. Ben ortaoklua yada ilkokula yada ortaokula geçtiğim zamanlardan birinde herzamanki gibi hastaneye gideceğim için okula gitmemiştim. Hastaneden erken döndüğümüzde tv'de buna rastlamıştım. Mutlu mutlu izlerken ablam gelip izletmeişti sinir şey. :D:D Galiba bu anime oydu. Bu da böyle bir anımdır. İzleyin izlettirin, kendinizden bir parça bulacaksınız Kiki'nin Kurye Servisinden çok daha derinlere ineceksiniz, inanıyorum ^^ :D 

Kalan animeleri de başka bir sefere yazarım artık, sağlıcakla kalın! ^^
Not: Dün acil bir işim çıktı ablama yazıyı taslak olarak kaydet dedim yayınlamış keko. Yarısını okuduysanız bu ne demişsinizdir haliyle. :D