12 Şubat 2014 Çarşamba

6

Nasıl Anlatsam?

Doğru ya. No Face  sevilmezdi. 
Dostuma...
Bilemiyorum nasıl anlatacağımı. Kırgınım desem anlatmaya kelimeler yetmez, üzülüyorum desem ikimizin toplamı kadar üzüntü var. Hep yanında olmuşken, neden bunları hissetirmek zorundaydın bana? Neden gözyaşlarımın kurumasına izin vermiyorsun? Her şeyi görmezlikten geliyorum çünkü anlatamadığım bir sevgi var içimde sana karşı ama zamanla bunu kurutuyorsun. Sonra damla damla dolduruyorsun ama o bana okyanus sularını vermişsin gibi geliyor. Sonra.... Siliyorsun her şeyi yeniden.
Güldürüyorsun sonra litrelerce gözyaşı... Bana okyanusmuş gibi gelen gülümsetmelerin bir anda kurumuş bir kuyudan faksız oluyor. İçimde öyle bir his vardı ki açıklayamıyorum. İçimden hep konuştum seninle. 'Üzülüyorsun, bunu saklamana gerek yok', 'Ben üzülsemde olur, sen üzülme', 'Benim yalnız olmam önemli deği ama sen yalnız olma'. Hep ödün vermişken kendimden bu kıymet bilmemezlik niye? Hep yanında olmuşken bu ağlatmak niye? Diğerlerini bir defa olsun dinlemedim ama... Korkarım ki onları haklı çıkartıyorsun. Çıkartma ne olur... Gidişine engel olmazdım ama bir elveda dememek niye? "Sonbaharda bir yol gibi: Temiz pak süpürüyorsun, sonra yol bir kez daha kurumuş yapraklarla örtülüyor." demiş Kafka. Sende her defasında kalbimi sonbahardaki bir yola çeviriyorsun. Kurutuyorum kalbimin gözyaşlarını bir bakıyorum yine ıpıslak. Sonsuz olacağına inanmıştım. Uzun zaman sonra sonsuzluğa inandırmıştım kendimi. Hani bir resim vardır ya, akşam üzeri çekilmiş, Ay gözüküyor ve sonsuz bir yol sanki Ay'a ulaşıyor. Dostluğumuzu bu yola benzetmiştim, sonsuz ve Ay'a yani mükemmele ulaşacak. Bunun böyle olmadığını tekrar gösterdiğin için teşekkür ederim sayende en derinlerimdeki acılarıma gün ışığı gösterdin ve gözyaşlarımı yine akıttın. Sildin her şeyimizi, sildirdin. 
Her defasında kızıyorum kendime, aptalsın! Bu kadar çabuk bağlandığın için, inandığın için aptalsın! Aptalım ben, aptal...
12.02.13


2 Şubat 2014 Pazar

2

The Conjuring

                     Merhabalar! Nasılsınız millet? Beni hiç sormayın çok değişik haller içindeyim. :D Tatile girdik ama çoktan 1 hafta oldu bile yahu :( Tatiller sonsuza kadar sürmeli. Neyse konudan çok uzaklaşmayalım eheheheh :D Biraz test kitaplarından uzaklaşmak (çözmesemde fikrinden uzaklaşmak diyelim ehe :D) ve örümcekler saran blogumu güncellemek adına bir şeyler karalayayım dedim. Hadi başlayalım öyleyse^^ 





















 The Conjuring 
               Türkçeye 'Korku Seansı' olarak çevrilen 2013 yapımı bir korku filmi. Based on the True Story diyorlar ama ne kadar geçek bir olaya dayanır bilemem :D Filmde canlandırılan Warren ve Perron yönetmene danışmanlık yapmış hatta. Ancak doğruluğu tartışılacak bir durum tabiki. Bu senenin bayağı tutulan filmeleri arasındaydı. Korku yapımı sevenler tarafından bayağı övüldü, hakkında yazıldı çizildi. IMDb'den 7.6/10'sını aldı. Hatta spin-off'u çıkacağı bildirildi. Peki bu kadar iyi miydi bu yapım? 
             
              Korku filmi seven ve hala izlememiş olan varsa izlemesini öneririm. Çünkü artık doğru düzgün bir korku filmi çıkmıyor. Çıkanların çoğu dandik. Oyunculara bakıyorum 'Aaa şu adam varmış kesin iyidir bu film' diyorum ama geneli çok kötü filmler çıkıyor. (Blogtaki bir örneğe bkz: Godsend). Evet bu filmde klişeden çıkmış bir film (Lanetli Ev teması) ama güzel ve etkileyici bir film. 
Bir grup korku severler tarafından 'Klişe, şu filmden etkilenilmiş, bu filme özenilmiş, burası birazcık spoiler içeriyor: kaç kere daha Şeytan çıkarma sahnesi izleyeceğiz' gibi eleştirilerde de bulunuldu ancak ben bu eleştirilere katıldığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü artık korku filmlerinin temasına yada konusuna değil nasıl işlendiğine bakıyorum. Onun için benim için zaman kaybı değil son zamanlarda izlediğim iyi, etkileyen, keyif veren korku filmleri arasında yer alıyor. Filmi gayet akıcıydı. Ha kusursuz muydu? Mükemmel miydi? Hayır. Dediğim gibi izlenir, keyif alınır ama  kafanıza bir darbe yemiş gibi olmazsınız^^

Konusu:
 Ed - Lorraine Warren çifti doğa üstü olayları inceleyen, bunlarla ilgili kanıt sunabilen yeni bir vakayla karşılaşırlar. Perron ailesi uzakta bir çiftlik evinde bilinmeyen varlıklar tarafından rahatsız edilmektedir ve Warren çiftinden yardım isterler. Bu vakaya kayıtsız kalamayan çift atıldıkları en tehlikeli olaylardan birinde olduklarının farkında değildirler. Film '70'lerde geçmektedir...

SPOILER: Alkış olayı güzeldi. Küçük kızın geceleri kalkıp kafasını o dolaba vurmasıda güzeldi asassdhscg :D Ayriyeten 'burası ölü gibi kokuyor' olayıda güzeldi. Köpeğin eve girmek istememesi (evet, klişe) o da güzeldi sevdim. 'Aşağıdaki her kimsen kapıyı üstüne kapatıyorum' neydi be ablacım en sonun gafil avlanan sen oldun. Ruhun evin kadınından (beklenmedik ama benim kesin bu kadın dediğim karakter) beslenmesi de iyiydi. İçine giren şey yüzünden az hırpalanmadı ahahah :D falan filan bu daha uzar gider...

Aslında yazacağım daha çok yapım vardı ancak saat bayağı geçmiş ve benim test çözme saatim gelmiş. Diğer yapımlarıda fırsat bulduğum ilk an yazacağım, söz. Kendinize iyi bakın sağlıcakla kalın! 

NOT: BURAYA tıklayarak filmin başındaki bebeğin (Evet Annabelle) ve olayların gerçek olduğunu gerçek olduğunu ve sergilenen bebeklerin vesaire anlatan bloga gidebilirsiniz. Ancak filmi izledikten sonra göz atın derim.