29 Aralık 2014 Pazartesi

13 Kasım 2014 Perşembe

10

2 Ay Sonra Bildiriyorum

Ders çalışmak. Harbiden zor işmiş. 
Okuldan eve gelip sabaha kadar dizi & Film keyfi yapmayı özledim be! Şekerpareleri cipsleri ice tealeri önüme dizip Tarantino geceleri yapmayı özledim :( Leonardo'cuğumun filmlerini başa sarıp sarıp izlemeyi özledim :(
Ancak daha yolun başındayım pes edemem T_T 

17 Ağustos 2014 Pazar

4

Beş Haftalık Ders Programım

Selamlar!^^ Bugün sizinle ders programımı paylaşmaya geldim.^^ Malum dershanenin başlamasına tam 5 hafta kaldı. (hızlandırmayı sormayın o konuda çok sinirliyim) Bende Burak kardeşimin yaptığı gibi gibi haftalık periyotlarla bir program hazırladım. Telefonda bayağı konuştuk kendisiyle, liseden beri elinden gelen her yardımı yapar sağ olsun. Bende programı yapar yapmaz buraya koştum. O zaman başlayalım:

   1. Hafta
  • Obeb - Okek
  • Açıortay - Kenarortay 
  • Sözcük Yapısı
   2. Hafta
  • Havuz Problemleri
  • Benzerlik 
  • Cümle Çeşitleri
  • Harita Bilgisi
  3. Hafta
  • Hareket Problemleri
  • Katı Cisimler
  • Nem Yağış
  • Tamlamalar 
   4. Hafta
  • Modüler Aritmetik
  • Ses Bilgisi
  • Dış Kuvvetler
   5. Hafta
  • Denklem Çözme
  • Paragraf
  • Topraklar
Eh, Benim programım bu şekilde. Bana uyacağını düşündüğüm bir program çünkü "şu saatte şunu çalışacaksın" gibi ibareler yok. Hiç bir zaman o tarz programlara uyamamışımdır zaten :D Bu program Burak'ın da dediği gibi bu konuları bir haftada bitirde istersen 7. günün akşamı bitir istersen dört günde bitir üç gün yat^^ Hadi, sağlıcakla kalın :)

Edit (22.08.14): OBEB - OKEK ve Sözcük Yapısı çalışıldı. Ancak Kenarortay ve Açıortay'dan pek bir şey anlamadım konudan soğumamak için sonraya bıraktım^^ Ancak onun yerine Üslü Sayılar çalıştım. Havuz problemlerine giriş yaptım ve Geometrinin ilk konularını tekrar ettim^^ 

10 Ağustos 2014 Pazar

4

Yeni Filmler Geldi

Selamlar herkese! Bugün size bir kaç film tanıtımı yapacağım. Keyifle okumanız dileğiyle^^

We Are The Millers 
We Are The Millers 2013 yapımı, R. Marshall Thurber'in yönetmenliğinde çekilmiş komedi türünde bir film. Friends'den ve bir çok yapımdan tanıdığımız Jennifer Anniston (ki kendisini çok severim), It's Always Sunny In Philadelphia'da rol almış Jason Sudeikis, American Horror Story: Coven'de oynamış Emma Roberts ve Narnia Günlükleri: Şafak Yıldızının Yolculuğu'nda rol almış Will Poulter rol dağıtımında yer almaktalar. Filmin konusu ise şöyle:
David uyuşturucu satıcısıdır ve kendi halinde yaşamaktadır. Ancak bir gün David'in uyuşturucuları çalınır ve Brad'e olan borcunu ödemesi gerekmektedir. Bunun üzerine Brad David'e uyuşturucu kaçakçılığı yapması karşılığında borcunun silineceğini söyler. (Üstüne para bile alacak hatta :D) Sorun şu ki Meksika'dan getirilecek olan uyuşturucunun sınırdan geçmesi David için imkansızdır. Bunun üzerine çılgımca bir plan yapar David, sahte bir aile kuracaktır. Yolculuk bittiğinde paralarını ödeyecek ve hepsinden kurtulacaktır. Peki plan böyle sorunsuz işleyecek midir?
We're The Millers Jennifer Aniston'dan dolayı sinemasına gitmek istediğim bir filmdi. Ancak gerek zaman sıkıntısından gerek arkadaşlarımın bu filme gitmek istememesinden dolayı nasip olmadı. Ancak iyiki gitmemişim. Film, yoğun zamanlarınızda kafanızı dağıtmak için izleyeceğiniz türden bir film ve gerçekten etkili^^ Kafa dağıtmak için birebir, çerezlik diye tabir ettiğimiz türden. İzlemenizi öneririm. IMDb'den 7,1/10 almış, bende 7/10 vermiştim. Keyifli seyirler! 

Hachi: A Dog's Tale 
2009 yapımı, Lasse Hallström'ün yönettiği drama türünde çekilmiş bir film. Başrolünde Richard Gere'ın oynadığı buharika film, IMDb Top 250'de 190. sırada yer edinmiş. 
Konusu şöyle: Profesör Parker Wilson (Richard Gere) tren istasyonunda Japon kökenli bir köpek türü olan Akita İnu cinsi köpeği sahiplenir. Eşinden sert tepkiler gören Profesör Parker köpeğe bakmaya devam eder ve aralarında çok özel bir bağ oluşur. Hachi kısa zamanda kendisini aileye sevdirir. Hachi zamanla sahibi Parker'ı işine gitmek için kullandığı metroya bırakmaya başlar. Bu hergün böyle sürer. Bir gün işinden eve dönen Parker, Hachi'yi metroda kendisini beklerken bulur! Artık Hachi, sahibi hergün metroya götürüp getirmeye başlar. Film aşşkı anlatmıyor yada klişe kahraman köpek hikayesini konu almıyor. Sadakatin ne denli güzel bir şey olduğunu konu alıyor. Burası  spoiler olabilir ama yazmadan duramazdım: Parker bir gün okulda kalp krizi geçirerek ölür ve Hachi metroya gittiğinde sahibini bulamaz. O günden sonra Hachi sahibin gelip onu alacağı umuduyla 9 yıl boyunca metro istasyonunda bekler. 
Hayvan sever olarak ben, kendime bu filmi bu kadar geç izlediğim için çok kızıyorum. Gerçek bir hikayeyi konu alan bu filmde göz yaşlarınızı tutamıyorsunuz. İzlerken dağılıyorsunuz, koca koca adamları gördüm ben, filmi izlerken ağladığını saklayan. İnsanın aklına nice dostluklar geliyor,  acaba bu kadar gerçek mi? İnsanlar bir köpek kadar olabilir mi? Gerçek bir sevginin hikayesi anlatılıyor, biz gerçek bir sevgiye sahip miyiz diye soruyorsunuz kendinize. Buyrunuz Based On True Story. 


The Man From Earth 
2007 yapımı, yönetmenliğini Richard Schenkman'ın yaptığı Bilim Kurgu türünde çekilmiş bir film. Film 12 Angry Men gibi tek odada geçiyor. Baş rolünde yani John Oldman'ı David Lee Smith oynuyor. 
Konusu ise şöyle: John Oldman üniversitede başarılı bir profesördür. John ortada hiçbir neden yokken aniden istifa eder ve taşınmaya karar verir. Veda etmeye evine gelen arkadaşları neden ayrıldığını öğrenmek için ısrar ederler. Önceleri pek bir şey belli etmez Oldman ancak daha sonraları anlatmaya başlar. 14.000 yaşında olduğunu iddia eder John ve 35 yaşından bu yana hiç yaşlanmadığını! Odadaki bilim arkadaşları inanmazlar ve soruları derinleştirirler. John'un iddiasını yanlış çıkartamazlar. Vakit tarihi 1. ağızdan dinleme vaktidir! 
Çok güzel bir senaryo ile tek odada ve az bütçeyle nasıl harika bir film çıkarılabileceğinin katıksız örneğidir bu film. Bir grup akademisyen arkadaşın yaptığı felsefeyi dört kulağınızla dinliyorsunuz! (Tabi meraklısıysanız gibi bir faktör de var^^) 
Tekrar tekrar izlediğim filmlerden ve insanı kültür yönüyle olumlu etkiliyor. Bilmediğiniz şeyleri duyuyorsunuz, bununla ilgili yorumları dinliyorsunuz. Filmi ilzerken şunu da sorun şunu da sorun diyebilirsiniz^^ Yani ufkunuzu genişletir, zihninizi açar, öğrenme isteği katar, dolu dolu bir 87 dakika geçirirsiniz. Son olarak IMDb'de 8/10 almış. Hadi, keyifli seyirler!^^ 

6 Ağustos 2014 Çarşamba

2

Random Play Mim'i

Selam millet^^ Keyifler nasıl? Beni soracak olursanız ders çalışmaya başladım bildiğiniz gibi. Malum üniversiteye yata yata sınava gireni almıyorlar. Denendi, onaylandı. Bu sonuca güveniniz ^^ Neyse ne diyecektim, heh, pek çok bloggerın blogunda görmüştüm bu eğlenceli mimi. Harmony' de sağolsun isteyen yapabilir diye not düşünce bende hemen üstleniverdim. Harmony'nin yazısı için tıktık. 
Mimin kuralı ise şu bir takım sorular ve bende playlist'imi karışık/rastgele moduna alarak şarkılarla cevap veriyorum. Yapması da okuması da çok eğlenceli geldi bana. Öyleyse başlayalım!

1. Biri iyi misin diye sorarsa cevabın?


Apocalyptica - I Don't Care


If you were dead or still alive

I don't care, I don't care 

Just go and leave this all behind 
'Cause I swear I don't care!

Yani diyor ki; umramda mısın sanki, ben harikayım, defol git artık. asdghjklş

2. Kendini Nasıl Tanımlarsın?

 
Cat Stevens - Wild World 

you know i've seen a lot of what the world can do 
and it's breakin' my heart in two 
because i never wanna see you a sad, girl 
don't be a bad girl 
but if you wanna leave, take good care 
hope you make a lot of nice friends out there 
but just remember there's a lot of bad and beware 


Yani diyorki, ben görmüş geçirmiş adamım. Gidene kal diyemem asdfghjkl Hadi kendine iyi bak iyi de bir arkadaş bul. Cool adamım ben sdasdfghjkl

3. Bir erkekte / kadında en çok hoşlandığın şey nedir?


Linkin Park - Numb 

Şarkılar neden böyle alakasız geliyor :// Neyse yazalım bakalım

Can't you see that you're smothering me 
Holding too tightly afraid to lose control 
Cause everything that you thought I would be 
Has fallen apart right in front of you 
~
I've become so numb 
I can't feel you there 
Become so numb, so much more aware 
I becoming this
All I want to do is be more like me and be less like you...

Üst kısma uyumlu olabailecek kısmı yazdım alt kısma nakaratı ^^
Yani diyorki beni rahat bırakın. Sıkmayan kadından/erkekten hoşlanırım asdfghj

4. Bugün Nasıl Hissediyorsun?


Evanescence - My Heart Is Broken

Oh be sonunda formata uydu! Çok sevindim şu an asdfghjk Neyse yazalım :)

~
My heart is broken 
Kalbim kırık 
Release me, I can't hold on 
Bırak beni, dayanamıyorum 
Deliver us 
Kurtar bizi 
My heart is broken 
Kalbim kırık 
Sweet sleep, my dark angel 
İyi uyu, benim ışıksız meleğim 
Deliver us 
Bizi kurtar 
My heart is broken 
Kalbim kırık 
Sweet sleep, my dark angel 
İyi uyu, ışıksız meleğim 
Deliver us from sorrow's hold 
Bizi acının ellerinden kurtar
~
Şarkının tamamı ve tamamının çevirisi için TIKTIK. Mutlaka göz atın. ;)

5. Yaşam Amacın Ne?


Paint It Black -  Judast Priest Cover

~
I look inside myself and see my heart is black
I see my red door and it has been painted black
Maybe then Ill fade away and not have to face the facts
~
Yani diyorki ben kendimden umudu kestim içim kapkaranlık. Belkide diyor uzaklaşarak hayatın gerçeklerini görmeyeceğim. İntiyar kuşanmış yani asdfghhasdfgh

6. Motton Nedir?



Nightwish - Nemo
(Nemo, Latince: "Hiçkimse")

~
This is me for forever 
(Bu benim, sonsuza kadar) 
One of the lost ones 
(Kayıp kişilerden biri) 
The one without a name 
(Ismi olmayan) 
Without an honest heart as compass 
(Yol gösterecek dürüst bi kalbi olmayan) 
~

7. Arkadaşların Senin Hakkında Ne Düşünür?

 

Bob Seger - Turn The Page

~
Out there in the spotlight you're a million miles away...
~
Canlarım ya sağolsunlar asdfghjkl Şaka bir yana efsane bir şarkı dinleyin, dinlettirin. Çeviri için TıkTık.

8. Ailen Senin Hakkında Ne Düşünür?

 
Evanescence - What You Want 

~
Do what you what you want, if you have a dream for better 
İstediğini, istediğini yap, daha iyisi için bir hayalin varsa 
~
Hakikatende öyle yaptılar. Canlarım savolsunlar asdfghjk
~
There's still time 
Hâlâ zaman var 
Close your eyes 
Gözlerini kapa 
Only love will guide you home 
Sadece sevgi seni eve götürecek 
Tear down the walls and free your soul 
Duvarları yık ve ruhunu serbest bırak 
Till we crash we're forever spiraling down, down, down, down 
Yere çakılana kadar daima döne döne düşeceğiz aşağı, aşağı, aşağı, aşağı 
~

9. En Çok Düşündüğün Şey Nedir? 


Black Label Society - Stillborn
~
Blind me 
Erase what was 
Stillborn, I have become 

The feelings I once felt are now dead and gone 
I've waited here for you for so very long 

So empty 
Just a shell of a man 
Stillborn, this I understand 
~
Yani diyor ki bir kez olsun hissettiğim duygular gitmiş, şimdi ölüden ne farkım var?
Üstüne düşünülmeli bence.

10. 2+2=?


Iced Earth - I Died For You
~
Oh, I Love You
The Pain won't go away
Oh, When I need you, You're always so far away
I cry for you
Leaving myself to blame 
I died for you 
I gave up everything
*NoCommentsForThisSong*

11. En İyi Arkadaşın Hakkında Ne Düşünürsün?


Garbage - Why Do You Love Me?

(Yalnız Süper Uydu^^)
~
I'm no Barbie doll 
I'm not your baby girl 
So I've done ugly things and I have made mistakes 
And I am not as pretty as those girls in magazines 
I am rotten to my core if they're to be believed 
So what if I'm no baby bird hanging upon your every word? 
Nothing ever smells of roses that rises out of mud 
Why do you love me? 
~
"Knk ndn bn anltsna brzck.s.s"

12. Hayat Hikayen Nedir? 


Deep Purple - Soldier Of Fortune 

~
In days of old 
When nights were cold 
I wandered without you
But those days 
I thougt my eyes Had seen you standing near 
Though blindness is confusing 
It shows that you're not here 
~
Mükemmel bir şarkıdır. Çeviri için: ~~

13. Büyüyünce Ne Olmak İstiyorsun?



Pulp Fiction - End Theme

Hiiiç mi hiiç uymadı ama iyi ki çaldı bu soundtrack. Özlemişim. 

14. Hoşlandığın İnsanı Görünce Ne Düşünürdün?


Iced Earth - I Walk Alone

~
I am your inner fear 
Your kind refuse to hear 
I am the light 
I am the way 
But the fallacies of man 
Are easy to embrace
~
Hahahahhaha efsane uydu ^^

15. Düğününde ne ile dans edeceksin?


Garbage - The World Is Not Enough

Wow! İyi oldu bu ahahaha :D 

16. Cenazende Ne Çalacak?


Metallica - Fade To Black 
~
Life it seems, will fade away 
yaşam öyle görünüyor ki solacak 

Drifting further every day 
gün be gün uzaklaşarak 

Getting lost within myself 
içimde kaybolarak 

Nothing matters no one else 
hiçbir şey önemli değil , hiç kimse 

I have lost the will to live 
yaşama isteğimi yitirdim 

Simply nothing more to give 
kalmadı verecek şeyim 

~
Harika geldi üstelik dinlemekten hiç bir zaman sıkılmam^^ Tam çeviri için TıkTık. 

17. Hobin, İlgi Alanın Nedir?


Metallica - Seek And Destroy 

(Metallica hayranıysanız konser kayıtlarını dinlemeniz hiç de tuhaf değil^^)
~
There is no escape
And that is for sure
This is the end
We won't take any more
Say goodbye
To the world you live in
You have always been taking
But now you're giving

Çeviri için, TıkTık. 

18. En Büyük Korkun Nedir? 


Rammstein - Sonne 

Die Sonne scheint mir aus den Handen 
kann verbrennen, kann euch blenden 
wenn sie aus den Fausten bricht 
legt sich heiss auf das Gesicht 
sie wird heut Nacht nicht untergehen 
und die Welt zahlt laut bis zehn 

Uymadı ama yine :( 


19. En Büyük Sırrın Ne? 


Evanescence - Hello 

~
Suddenly I know I'm not sleeping 
Aniden anlıyorum ki uykuda değilim

Hello, I'm still here, all that's left of yesterday... 
Merhaba, Hala buradayım, dünden kalan tek şey olarak...
~

20. Şu an ne istiyorsun? 



Kansas - Dust In The Wind

I close my eyes 
only for a moment 
and the moments gone 
all my dreams 
pass before my eyes a curiosity 
dust in the wind 
all we are dust in the wind 

21. Arkadaşların hakkında ne düşünüyorsun?



Lucia - Silence 

Stop me 
Say you wanna stop me 
Say you wanna stop me now! 
But I'm leaving 
Yes I'm gonna leave you 
Yes I'm gonna leave your life 
If it's just 'sorry' I don't want your sorry 
I don't want your sorry now 

Eveeet, bölük pörçük zamanşarda yaptım bu mimi ve sonunda bitti^^ Yapması kolay görünüyordu ama değilmiş. Birine paslamaya gelince, benden açık çek. İsteyen yapsın! Hadi görüşürüz millet ^^ 


4 Ağustos 2014 Pazartesi

2

"Staying Alive"

Yeni bir güne uyanmak. Aslında çok değşik bir hadise. Büyük şeyler yaşıyor insanlar. Buna rağmen yeni bir güne uyanıyorlar. Şunu bırakıp gidemem denilen bir şey yok aslında. Bir anda bitirilebilir her şey. Ailemi, arkadaşlarımı bırakamam düşüncesi hayat için geçerli çünkü. Bir anda geride kalabilir her şey, o noktadan sonra zaten hissetmeyeceksin zaten. Bu seçeneğe rağmen yeni güne uyanıyor insan. İşte tutku diye buna derim.

27 Temmuz 2014 Pazar

24 Temmuz 2014 Perşembe

2

Bitirmem Gereken Kaynaklar

Eveeet! Böylece resmi olarak günlüğü oluşturmaya başlıyorum^^

 Buraya bitireceğim kitapları ekleyeceğim. Zamanla editlenenecek yani burası. Şimdi henüz yaz ayında olduğumuz için şu kaynakları seçtim kendime:


 Şu anlık 7 kitap ekliyorum buraya. Bunlar birazcık çözülmüş. Zamanla bunlar doldukça yenilerini ekleyeceğim tabi ki. 

- Fem YGS - LYS Coğrafya
 - Fem YGS - LYS Geometri

 - Fem YGS Tarih
- Fem İlk Adım YGS Matematik
- Fem İlk Adım YGS Geometri
- Fem YGS Türkçe
 - Sıradışı Analiz Yayınları Matematik



P.S.1. Biten kitapların üstü  Bu Şekilde renli renkli çizilecektir.
P.S.2. İşbu yazı zamanla kendi kendini imha edecektir.

2

Merhabalar!

Selamlar herkese! Ne çok zaman oldu değil mi? Çok uzun zamandır bir şeyler karalamıyorum ancak gözüm buralardaydı hep...  Açıkçası bu hem benim tembelliğimden kaynaklanıyordu hemde kafandaki 'sınav var' düşüncesinden kaynaklanıyordu. Böyle söyleyince üniversite sınavına deliler gibi çalıştığımı zannettiniz ama öyle değil. İnsan çalışmasa bile kafasında bu düşünce olunca pek de bir şey yapamıyor. En azından bende böyleydi.  Şimdi size geçen yılı şöyle bir özet geçeyim:
Okul başlamadan 2 - 3 hafta önce: Artık başlamalıyım... Başlayayım... Başladım. Günde 150 - 200 soru çözülüyor. Harika. 
Okul başladı: Biraz ara verelim arkadaşlarlatakılalım.
2 Hafta sonra: Tekrar başlamalıyım.
1 ay sonra: artık kesin başlamalıyım...
Bu böyle böyle bayağı bir zamanımı aldı. Başladım çalışıyorum, hop tekrar bıraktım. 3 - 4 gün çalışıyorum hop tekrar bıraktım! Bu böyle gitti tabi ki. Ama bu rahatlığım seneye (yani bu sene için) tekrar hazırlanma şansı verildiği içindi. Annemle konuşmuştuk yazın başında. Bu sene dershane - okul ikilisi çok yorucu olacağından ötürü 12. sınıfta dershaneye gitmeme kararını verdik. Aman yoruldum deyip günlerce okula uğramayan bir insan olan benden bahsediyoruz, saçmaladığımızı düşünmeyin. Yani 12. sınıfta dershaneye gitseydim yoruculuğuna katlanamayıp sürekli ekerdim ve o kadar para boşuna giderdi. Biz de annemle şu karara vardık: 12. sınıfta kendim çalışacaktım, kazanamazsam o zaman dershaneye başvurulacaktı. Ancak tabiki öyle olmadı ve ben serdim. Hiç gezmediğim kadar bu sene gezdim. Bayağı da film diziye sardım. Neyse YGS'ye son 1 ay kala biraz tempo tutturur gibi oldum arkadaşlar sağolsun. Son 1 ay kala okuldan 1 - 1.5 saat arası geç çıkıyorduk o süre boyunca ders çalışıyorduk. Eve gelincede artık o günkü konulardan falan test çözülecekti. Yarım yamalak bunu gerçekleştirebildim. Banko konuları hallediyorduk zaten. Bu süre zarfında kendi yaptığım denemelerde "bunu asla aşamam" dediğim netleri yaptım. YGS'ye de o rahatlıkla girdim zaten hedef olan neti tutturuyorum denemelerde YGS'de de kesin yaparım diyordum. Öyle olmadı tabiki asdfghjkasdfghjksdf. Matematiği yetiştiremedim. Neredeyse fullediğim Türkçe'de acayip kararsızlığa düştüm. Sosyalde Tarih tamam, Coğrafya ve Felsefe kolay gibi görünüp sinsice arkamdan vurdu. ahahahaha ya. Neyse puanlar geldi, ben de çevremdekiler civarlarında bir şey yapmışım.Sonuçta YGS'nin LYS'ye katkısı epey var diye düşünüyodum ve istenilen bölüme girmek için yetersiz demek bile gülünçtü sonuç. Sonradan anladık ki YGS o kadar önemli değilmiş. Yani önemliymiş ama asılmamız gerken LYS. Sonradan farkına vardık biz bunun^^ Yani en azından ben. Neyse istenilen puan elde edilemeyince LYS için alınan kitaplar rafa kaldırıldı ve bir daha kapakları bile açılmadı...

Ancak bu sene hedefime doğru düzgün çalışacağım.Artık lise bitti. Kesinlikle yılmak yok. O üniversiteye girilecek. Onun için şimdiden başlamak lazım çalışmaya. Tabi diyorsunuz ki sonuca gel artık yeter^^ Geçen sene Harmony blogunda kendine bir LYS günlüğü oluşturmuştu. Ben 'çalışmalıyım artık' kafalarını yaşarken 'gel', dedim 'bunu mim yapalım'. Kabul etti sağolsun ancak geçen sene çalışmadığım için ben o mimi bu ula sarkıttım. asdfghjklş. Burdan da ona selam olsun. Umarım istedği bölüme yerleşir umarım hakkında en hayırlısı olur. 
ÖYLEYSE BAŞLAYALIM ARTIK ÇALIŞMALARA! 

Bende blogumda bir çalışma günlüğü oluşturacağım. Umarım bu da beni tetikleyici unsurlardan biri olacak. Bugün yine bir postta size bitirmek istediğim kaynaklarımı atacağım. Zamanla bitirdiklerimin üstünü çizeceğim. Daha sonra bitirmem gereken konuları eksik olduklarımı falan yazacağım. Yazacağım da yazacağım işte. Umarım bu süreç içinde bana destek olur beni yalnız bırakmazsınız^^  

1 Nisan 2014 Salı

1

Biraz da K-Drama...

Beni tanıyanlar artık K-Dramalardan eskisi gidi tat alamadığımı bilir... Gerçi blogu az buçuk takip ediyorsanız da farkedersiniz eskisi gibi K-Dramaları takip etmediği... Uzun zaman üzerine bir kaç tane izledim gerçi onları da izleyeli bayağı oluyor ama yazmak anca nasip oldu :P ^^ Başlayayım öyleyse :D

My Love From Another Star













Arkadaşımla 3 gün önce Line'da konuşurken "baksana bunlar nasıl stickerlar öyle, çok komik değil mi?" diye art arda yollamaya başladı. Lan dedim bunlar ne kadar tanıdık öyle asdfghj :D My Love From Another Star'ı duymuştum ancak hiç bakma isteği duymadım :D Sonra sticker indirme bölümünden bu stickerların My Love From Another Stars'ın sahnelerinin stickerları olduğun öğrendim. Dedim stickerlar güzel bakalım dizi de güzel mi? (Bu arada stickerlara bakmak isteyenler şuraya ve şuraya tıklayınız) 
Böylece 2 gün önce diziye başladım ve 2 günde bitirdim ahahaha :D Şimdi başlayalım anlatmaya. Konusu şöyle:
Do Min Joon 400 yıl önce Joseon döneminde Dünya'ya çok benzeyen başka bir gezegenden Dünya'ya gelmiştir. 400 yıl önce 15 yaşında dul kalan bir kızı sebep olduğu bir kazadan dolayı ölmekten kurtarmış dahası bu kız Do Min Joon'u ilk aşkı olmuştur... Ancak bugünün tarihinden 12 yıl önce bir ilk aşkına aşırı derecede benzeyen bir kızı ölümden kurtarmıştır ve gitmeden önce son bir kez bu kızı görmek ister. Kendi gezegenine dönmek için 404 yıl beklemek zorunda kalmıştır ama tam dönmesine 3 ay kala 12 yıl önce kurtardığı Cheon Song Yi ile tanışmış dahası 3 ay kala ona aşık olmuştur.
Kim Soo Hyun başrol karakter olan Do Min Joon rolünde. 400 yıldır Dünya'da yaşayan beyimiz 400 yıllık bilgi birikimle hayatını ek çok insandan iyi geçirmekte asdfghjmk Dünyada kadar serveti var adamın. Üstelik hiç yaşlanmıyor ve telekinezi, ışınlanma gibi yetenekeleri de var. Kim Soo Hyun'a ayrı bir sempati duymam ama sevmiyor da değilim. Düz Korean Idol işte asdfasdas :D Neyse ben Do Min Joon karakterini sevdim, güzel oynamış.

Cheon Song Yi karakterini de Gianna Jun oynuyor. Kendisine ne sempati duyarım ne de sevmem asdfghj O da benim için düz bir aydıl :D:D:D:D Neyse Cheon Song Yi karakterini şöyle anlatayım: Yalnız, Genel Kültürü zayıf, 12 yaşından beri setlerde dolaşan haliyle dış dünya'yı pek tanımayan biri. Do Min Joon'un 400 yıl önceki ilk aşkına acayip derecede benzemekte. 12 yıl önce öleyazdığı kazadan kendisini kurtaran adamla tanışmak istiyor. Ki bu kişide kendisinin ilk aşkı. 
Cheon Song Yi aynı zamanda aşırı havalı biri. Öz güveni aşırı yüksek. Babasını çok uzun zamandır görmemektedir. Yani tüm hayatı oyunculuktan başka bir şey değil. 

Bir de Yoon In Na'nın oynadığı karaker var. Yoo Se Mi. Ancak derinlemesine değil üstten anlatacağım: Hep Cheon Song Yi'nin arkasında kalmış bir karakter. Birlikte oyunculuğa başlıyolar ancak hep yan rollerde oynamakta ve yıldızı hiç parlamamıştır. Bundan dolayı en iyi arkadaşı olan Cheon Song Yi'yi aslında hiç sevmemektedir ve içten içe nefret duymaktadır.
Bir de Hwi Kyung var. O da 15 yıldır Cheon Song Yi'ye aşık. Sürekli teklif ediyor ama her defasında reddediliyor asdfghj  Yoo Se Mi'de bu adamı seviyor işte. Hwi Kyung'ın da SeMi'den hiç haberi yok. Arkadaş arkadaş takılıyorlar işte. 

Genel olarak diziyi sevdim. Hoş vakit geçirdim ancak: Şu Yoo Ra'nın ölümü baydı da baydı yani. Niye o kadar uzattınız anlamadım ki. Hayır yani şu adama yazık. Dizi boyunca kötü adamın psikopat bakışı rolünü yaptı durdu asdfghj :D Hayır yani adam hiç istifini de bozmadı yani. Balmumu heykeli misin sen gardaş :D:D:DD:D:D Kendisi S&C grubunun varisi ve Hwi Kyung'ın ağabeyi oluyor bu arada. 

Genel olarak diziye dönersek dediğim gibi güzeldi. Do Min Joon'un aşkını kabullenmeyişi, güzel kızımız Song Yi'nin teklifleri, atarları hepsi güzeldi.
Ancak finali çok beğenmedim. Ha genel kore dizilerine göre güzel bi finaldi ancak beni yine de çok fazla tatmin etmedi. Hayır yani o kadar güzel senaryo yazıyosunuz nedir bu final yapma özürünüz anlamıyorum ki...
I Hear Your Voice
I Hear Your Voice. Çok önceden izlemiştim bu diziyi ancak yazmak şimdiye kısmetmiş ne diyeyim :D Onun için pek fazla bir şey hatırlamıyorum ama hatırladığım kadarıyla karalayacağım bir şeyler. 

Konusu Şöyle: Park So Ha küçükken bir kaza geçirmiştir ve babası bu kaza sonucunda ölmüştür. Ancak bu babasına kasıtlı yapılmış bir kazadır ve zihin okuma (iç ses duyma mı desem asdfgh) yeteneğine sahip olan So Ha adamın zihnni okuyarak bunun kasıtlı olduğunu söylemiştir ancak kimse ona inanmamıştır. Ancak kaza sırasında lise çağlarındaki bir kızımız olayın fotoğrafını çekmiş ve mahkemede tanıklık yaparak So Ha'nın babasının katilini içeriye tıkmayı becermiştir. Bunun üzerine So Ha tanıklık eden kızımız Jang Hye Sung'u ömrünün sonuna kadar koruyacağına kendine söz vermiş ve ömrünü Jang He Sung'u bulmaya adamıştır. 
Jang Hye Sung ise vurdumduymaz bir avukat olmuştur. Avukatlıını yaptığı kişileri savunurken hep aynı leyleri tekrarlamaktadır öyle ki hakimler söylediklerini ezberlemiştir bile. Hal böyle olunca Avukat Jang serbest piyasada daha fazla para kazanamaz duruma gelmiş ve kamu avukatlığına geçiş için uğraşmaktadır. Mülakatta dürüst olunce ve geçmişte yaşadığı tanıklık olayını anlatınca kamu avukatlığına kabul edilmiş ve bu halka duyurulmuştur. Geçmişten beri ona kin tutmuş katilimiz bu haberi alınca  peşine düşmüştür. Aynı zaman aralığında Jang ile So Ha tanışmıştır da. 

So Ha'nın avukatımızı koruyuşları, aşklarının doğuşu, Cha Kwon Woo'nun Avukat Jang' a beslediği karşılıksız hiser, Avukat Jang'ın gerçek bir Avukata dönüşü her şeyi çok güzeldi... İzleyin izletirin efendim... Hukuk okumak isteyen bana da bir kaç şey kattı bu dizi ;)

Marry Him If You Dare 

Konuya direkt geçeyim: Mi Rae hayatından pek memnun birisi değildir. Şöyle ki, hayallerini gerçekleştirememiş ve bir call center'da çalışmaktadır. Hala abisinin yanında kalmaktadır ve kendini güçsüz hissetmektedir. Bir gün karşısına gelecekten geldiğini ve kendisinin Mi Rae'nin 35 yıl sonraki hali olduğunu iddia eden bir kadın gelmiştir. Gelecekteki MiRae işleri yoluna koyması için tavsiyeler vermektedir.

Ah yönetmen öyle sana laflar hazırladım ki! Senaristler sizede! Yoon Eun Hye gibi bir cevheri bulmuşsunuz, Jung Yong Hwa'yı zaten biliyoruz, Kim Shin'i oynayan aydıl'ımızı ilk kez izledim ama kendisi pek hoşmuş (oyunculuk yönünden de) ama ortaya bunu mu çıkartıyorsunuz? Ya senaristler size ne demeli? Mis gibi fikri bulmuşsunuz ama ileriye götürememişsiniz ne diyeyim ben size? Şöyle ki: İlk bölümler gayet güzel izliyorsunuz ancak gerisi hiç umduğunuz gibi değil... Sırf Yoon Eun Hye'yi izlemeyi özlediğim için ve Yong Hwa'yla Kim Shin için izlemeye devam ettim. Başka birinin oynadığı yapım olsaydı asla devam etmezdim. Hele o final! O_O Yani demem o ki, yüksek Yoon Eun Hye ile Yong Hwa var diye çok yüksek beklentilerle başlamayın diziye, hayal kırıklığına uğramayın. Tabi Yoon Eun Hye herzaman kendini izlettiriyor (canım benim :*) orası ayrı^^ 

Haydi sağlıcakla kalın millet! :) :* 



25 Mart 2014 Salı

2

Black Mirror: Modern Toplum Eleştirisi #1

     Selam millet! Nasılsınız? İyisinizdir umarım... Beni soracak olursanız eh meh işte :D Şu YGS başımdan geçer geçmez dizilere sardım ve bloga koştum hemen ehehe :D Bugün İngiliz dizisi olan 'Black Mirror' hakkında konuşacağım birazcık :D 

    Black Mirror, İngilizlerin 'On numara dizi yapalım, senede 3 bölüm verelim, bekleyip dursun ibneler' ekolünden çıkmış bir dizi. Toplamda 2 sezon çekilmiş ve toplamda 6 bölüm var. Bu yazımda birinci sezondan  birinci bölümden bahsedeceğim. Daha sonra diğer bölümleri de yazarak seri halinde bitireceğim...


Günümüzde var olan düzeni başka bir bakış açısından ele alan, kendi kurdukları düzeni eleştiren bir dizi Black Mirror. Tabi fütüristik öğeleri içinde bol bol bulunduruyor. Gelecek için duyulan endişeyi ama aslında günümüz için de geçerliliğini koruyan bir eleştiriye sahip. Her bölüm farklı bir konu işleniyor. Her bölüm film tadında aynı zamanda.

THE NATIONAL ANTHEM (S01EP01)
Birinci bölümün konusu şöyle: İngilterenin başbakanı gecenin bir yarısı uyandırılır. Prenses Susannah'nın kaçırıldığını gecenin bir yarısı Youtube'a yüklenen video ile Susannah'yı geri verme karşılığında bir takım isteklerde bulunulduğu açıklanır. Ancak bu öyle bir istektir ki hem insanlık dışı bir istektir hem de yapılması zorunlu olan bir istek.

--AĞIR SPOILER--
Benim 1. sezonda en beğendiğim bölümdü. Çünkü günümüzün ta kendisi, en açık eleştirisi olan bölüm buydu. Ve nasıl insanların ne hale geldiğini gösteren... Özet olarak şöyle anlatayım:
Prensesi kaçıran adam hiçbir şekilde bulunamaz ve prensesi serbest bırakma karşılığında başbakanın canlı yayında bir domuzla cinsel ilişkiye girmesi ister... Başbakan tabiki bunu kabul etmez ancak teknik olarak failin yakalanması imkansızdır. Ve Prime Minister Kraliçenin ta kendisi tarafından aranarak istenilen şeyin yapılmasını ister (dolaylı olarak tabiki)... Başbakan bu durumun yayılmamasını istesede 9 dakika içinde video internette dağılır ve çok sayıda insan izlemiştir. Başbakanın bu isteği yerine getirme konusunda insanlar çok acımasız davranmaya başlamış, kimileri ti'ye almış, kimileri desteklemiştir. Atılan tweetler başbakanın karısını psikolojik olarak son safhaya getirmiş durumdır. Ancak videoda belirtildiği gibi saat 4 olmuş ve isteneni yapma vakti gelmiştir. Yayın başlamadan önce bir uyarı çıkar: Başbakanın uygunsuz görüntüler içeren şeyler yapacağını ve televizyonların kapanması istenir. Ancak insanlar televizyonları kapatmayı bir yana sırf bu yayını izlemek için sokakları boşaltmış, herkes evlerinde pür dikkat, dalga geçerek başbakanı izlemiştir. 
Ancak prenses yayın yapılmadan yarım saat önce yarı baygın bir şekilde sokağa bırakılmıştır ancak kimse farketmemiştir. Malum bir canı kurtarmak için isteneni yapan (tabi bunda yaparsa kahraman olacağı yapmaz ise her şeyinin elinden alınacağı ve ailesi ile kendisinin can güvenliğinin kalmayacağı gibi tehditler üzerine yapıyor) başbakanı kim izleyecek yoksa? İşte bunu kanıtlamaya çalışan fail gerçeği gözler önüne sererek intihar etmiştir....
Bir de bu bölüm için şunlar söyleniyor: Eski zamanın İngilteresinde dük'in karısı (sanırım) Godiva adında bir Lady varmış... Kocasının halka koyduğu ağır vergileri kaldırtmak istiyormuş. Kocasıda şehirde çırılçıplak gezerse vergileri geri çekeceğini söylemiş. Lady Godiva'da haber saldırtmış yarın şu saatte şehirde çıplak gezeceğini. Lady'sine bağlı olna halkda o saatler içinde evine girmiş, kapıyı bacayı örtmüş ve kimse LAdy Godiva'yı gözetlememiş... (Bir kişi haricinde o da kör olmuş zati...) Bunun üzerine kocasıda vergileri geri çekmiş...
Yani demem o ki, insanlığın geldiği nokta nereden nereye...
Sğalıcakla kalın millet... Sonra görüşmek üzere ;)