20 Mart 2013 Çarşamba

0

My Mad Fat Diary


Yepyeni bir dizi ile karşınızdaayım. Ama bu sefer Kore dizisi değil tabiki^^
2013 yapımı bir İngiliz yapımı olan My Mad Fat Diary bayağı büyük bir hayran kitlesi oluşturmuş durumda.
Konusu ise şöyle:

Rae Earl 16 yaşında aşırı kilolu, yalnız, mutsuz, dışlanmış, babası olmadan büyümüş bir kızdır.
İntşhar teşebbüsünde bulunduktan sonra rehabilitasyon merkezine yatırılmış, 4 ay sonra (yanlış hatırlamıyorsam) hastaneden çıkarılmıştır. Hastaneden eve dönerken en yakın arkadaşı Chloe ile karşılaşır. Chloe yeni arkadaş grubuna Rae'yi de davet etmiştir. İstemeye istemeye giden Rae hep hayalini kurduğu bu arkadaş ortamını yakalamıştır. Bundan sonra olaylar gelişir.
Grup Archie adında gayet hoş olan, Finn adında grubun en yakışıklısı ve en havalısı, Izzy adında şeker mi şeker bir kız ve tam bir erkek avcısı olan Chloe'den oluşmaktadır. En başta Rae'nin gruba girmes biraz zor olmuştur ancak daha sonra o da grubun tam bir üyesi olmuştur. Artık Rae'yi başka sıkıntılar beklemektedir.
ilk önce Archie'den hoşlanmaya başlayan Rae ilk öpücüğünü ondan alır ancak çocuğun Gay olduğunu öğrenmesi çok uzun sürmez. Daha sonra bazı şeyler olur ve kızımız  grubun en iyisi Finn'e aşık olduğunu farkeder. Kendine söz vermiştir zaten artık başka bir Rae olacaktır.

Dizinin samimi bir işleyişi var. Rae'nin durumunu anlatırken bir insanın nasıl hissedeceğini gayet güzel işlemişler. Ayrıca küfürler de havada uçuşmakta :D
Küfüre mi gülüyosun diyeceksiniz ama öyle yerlere koymuşlarki cuk diye oturmuş :)

Hastanede ki karakterleri de sevdim ben, Tix ve Danny'yi. Zaten Tix çok sevimli :D
Hikaye sanırsam gerçek hayattan alıntı. Yani Rae Earl adında bi kadın günlüğünü bastırmış sanırım onun üzerine dizi yapmışlar ama kitabın Türkçe'si henüz yok bildiğim kadarıyla.

Eh, benden bu kadar. Çok övdüm diziyi :D
Filmin imdb puanı 8.7 bu arada.

Kendinize iyi bakın sevgili okuyucular ^^




                                                                  :)

15 Mart 2013 Cuma

0

SAKLAMBAÇ

Kısa bir süre önce arkadaşımdan alıp okudum bu kitabı. Bayağıda sevmiş olmalıym ki tonla yazılacak film, kitap varken üşengeçliğimden kurtulup bu kitabın yazısını yazıyorum :D
Kitabın ismi orjinalde 'Hide', çok ta yanlış çevrilmemiş Türkçe'ye. Anlayacağınız üzere, zaten bestseller olmasından bellli, kitap cinayet kitabı.

Kitabın ilk başları sıkıcı geliyor insana, kaldırıp bir köşeye atabilirsiniz. Ama  biraz sabrettikten sonra elinizden düşürmeyeceğinize eminim. İpuçlarını düşünmeye başlıyorsunuz, katil budur derken olaylar değişiyor. Kitabın sonunda ters köşe olduğunuz an 'aaa ben bunu niye düşünmemiştim' diyor insan. Yani bende öyle oldu en azından :D

Sanırım kitabı bu kadar övdüğümüz yeter :D

Anabelle (diğer ismiyle Tanya Nelson) yedi yaşından beri ailesi tarafından sürekli bir şeylerden kaçırılmıştır. Her defasında farklı bir şehir, faklı bir isim, farklı bir okul. Haliyle kimseyle iletişim kuramamış, yalnız, mutsuz bir tiptir. Sürekli bir şeylerden kaçırılmıştır demiştim, aynı zamanda babasından sıkı bir eğitimden geçirilmiştir: Dövüşmeyi öğrenmiştir, kimseye güvenmemeyi, yalan söylemeyi öğrenmiştir ve hayatını 5 bavula sığdırmayı. Annesini genç bir kızken kaybetmiştir, babasını ise 22 yaşına girdiğinde toprağa verir. Ondan sonra kimlik değiştirmeden, tek başına yaşamını sürdürmeye devam etmiştir. Ancak bir gün Massachusetts'te ki bir akıl hastanesinin bahçesinden bir toplu mezar çıkarılmıştır ve haberlerde gerçek ismi olan Annabelle Granger'ın da öldürüldüğü açıklanır. Bunun üzerine polise gider kızımız, olaylar buradan itibaren başlar. Çok yakında küçükken en yakın arkadaşı olan Dori Petracelli'nin kendisini kaçıp kurtulmul olmasından dolayı öldürüldüğünü öğrenir ki bu da artık vicdanen rahatsız olması durumuna yol açar. Babasının ailesini neden sürekli oradan oraya sürüklediğini hiçbir zaman öğrenememiş ve içten içe babasından bu yüzden nefret eden kızımız kendini akıl almaz olayların, sapkın zekaların işleyişi sonucu oluşan durumların içinde bulur ki, ailesinin onu haklı yere kaçırmış olduğunu öğrendiği için babasına karşı bir parça pişmanlık hisseder. Gerçi kitabımız yine mutlu sonla bitiyor ki zaten bunun böyle olacağını ortalardan itibaren anlayabilirisiniz.

Kitabın tanıtımı bu kadar, okumak isterseniz -ki bence okuyun- şimdiden keyifli okumalar!
O değil blog yazmayı özlemişim :D Neyse kendinize iyi bakın^^

10 Mart 2013 Pazar