6 Şubat 2013 Çarşamba

0

2 Yeni Film

Yine sıkıntıdan blog yazmaya geldim, neden? Çünkü ben işsizim. :D:D Çözmem gereken testle orada yata dursun ben burada blog yazıcam arkadaşım, tatilde hiç işim olmaz :D (Böyle gidersen nah üniversiteyi kazanırsın, -bu bir iç sesti-)

A Moment To Remember 

Evet, ben bu filmi daha yeni izledim. Belki izlememiş birileri vardır diyede yazıcam :D Genel özet geçersek şöyle:

Su-Jin adında bir kızımız var, Son Ye Jin oynuyor bu karakteri. Çok unutkandır. Cheol-Su ise başrol erkek karakterimiz. İnşaat işçisidir ve küçükken annesi tarafından terkedilmiştir. 
Filmin başlangıcı bu iki karakterin karşılaşmasıyla başlıyor: Su-Jin tren istasyonunda sevgilisini beklemektedir. Sevgilisi ise evli bir adamdır. Sevgilisi   gelmeyince o da beklemekten vazgeçer ve geri döner. Markete girer evine dönmeye koyulmuşken aldığı kolayı ve cüzdanını unuttuğunu farkeder. Döndüğünde ise adamımızın onun kolasını içtiğini zanneder ama aslında öyle değildir. 
Daha sonra Su-Jin babasının inşaatına gider veee çocuk orada işçidir. Gel zaman git zaman biraz zorlamaylada olsa sevgili oluverirler. Babasının erkek arkadaşıyla tanışma izteği üzerne Su-Jin, Cheol-Su'ya baskı yapmaya başlar. Cheol-Su'da tanışmak istemez. Bir gün yemeğe çıkarlar, kızımız bir oyun düzenler ve gizliden babasınıda restorana çağırmıştır. Kızın babası ve çocuk gergin anlar yaşarlar. Bunun üzerine kızımız tuvalete gitmek ister ve bayılır! Doktor stresten bayıldığını söylemiştir ama öyle olmadığını hepimiz biliyoruz :D Gel zaman git zaman bunlar evlenir. Kızımızın unutkanlığı o kadar artmıştır ki  evinin yolunu bile şaşırmaya başlar. Doktora gider ve tahlillerin sonucunda Alzheimer olduğunu öğrenir... Yakın zamanda telefonlara bile bakamayacağını öğrenir. Öylede olur, kocasını eski sevgilisiyle karıştırdığı zamanlar bile gelir... Bir süre sonra kızın babası onu hastaneye yatırır. Kızımız kocasını hatırlayabildiği her an ona yazmaktadır. Bir gün Cheol-Su hastaneye gider ve Su-Jin onu tanımaz ancak çocuğun kokusunu bir yerlerden çıkardığını söyler. Cheol-Su kızı küçük bi gezintiye çıkarır ve tanışma olayını yeniden hazırlar: Ancak markete kızın ailesini, arkadaşlarını koyar. Kızımız kısa bir süreliğine yine hatırlar... 
Filmin imdb puanı: 8.2/10   Gerçekten puanını hak eden bir yapım.


A Millionaire's First Love 

Evet, bu filmi de daha yeni izledim, biliyorum Hyun Bin'e çok ayıp ettim. Ve bu kadar geç izlediğim için de ne malmışım diyorum! Hyun Bin'in gençliğini görüyoruz bu filmde (sanki adam şimdi yaşlı tövbe :D) biraz daha ergen hallerinş yada direkt ergen hallerini! kıhkıhkıh :D:D:D Neyse ya konumuza dönelim :)
Filmin özeti kısaca şöyle: 

Kang Jae-Kyung çok zengin bir çocuktur (adam milyoner olm daha n'olsun :D) ve çok şımarık yetiştirilmiştir. Annesi babası o daha küçükken ölmüştür. Eh, haliyke zengin mi zengin büyükbabasının tek varisidir. Jae-Kyung için şımarık demiştim düzelteyim şımarıktan da ötededir: dostluğa, aileye, adalete, eğitime önem vermez. Tek yapmak istediği şey eğlenmektir.  İhtiyacı olan her şeye paranın kapı açacağını düşünür. Kimseye ihtiyaç duymayan, saygısız, durmadan sigara içen bir çocuktur. 

18 yaşına bastığının ertesi günü büyükbabasının vasiyeti gelir. Kang Jae-Kyung duydukları üzerine şok geçirir. Bugüne kadar mirasın doğrudan kendine geçeceğini düşünen Jae-Kyung bazı koşulları yerine getirmek zorunda olduğunu düşününce bir hayli sinirlenir ama yapacak başka bir şeyi de yoktur. Aksi takdirde miras hayır kurumlarının olacaktır.
Öncelikle milyonerimiz Boram Lisesine nakledilecektir ve o liseden mezun olmak zorundadır. Bu süre zarfında (zaten 1 yıl) spor arabasından, kredi kartlarından, otelindeki kral dairesinden, yazlık evinden kısacası mirasının her türlü getirisinden mahrum bırakılacaktır. 
Ve süreç başlamıştır... Jae-Kyung uzun bir otobüs yolculuğu ile Kore'nin taşrası olan Boram'a ulaşır. İlk başlarda eski alışkanlıklarını devam ettirmek ister ancak bu pek mümkün değildir.  

Jae-Kyung burada geçmişine gidecektir, anılarına, ailesine. Hatta ilk aşkını bulacaktır. Duvarlarını yıkmak onun için zor olacaktır, bir kızdan hoşlandığını itiraf etmek onun elbette zor olacaktır, ne de olsa bugüne kadar hep duygusuz bir milyonerdi. Ama bugünden sonra bir şeyler için çabalamanın vakti gelmişti. İlk aşkı olan Eun-Whan kalp hastasıdır ve yakında ölecektir. Kalp nakli mümkün değildir ve ilaçlar da belli bir süreye kadar dayandırabilir. Buralarda Hyun-Bin'in üzgün hallerini göreceğiz. 

Çok geçmez kızımız hastanelik olur. Gel zaman git zaman Jae-Kyung ve Eun-Whan birlikte yaşamaya başlarlar. Aslında ikiside birlikte yaşadıklarının her dakikasında kızın ölüceği gerçeği akıllarından çıkmaz. 
Bu arada eskiden kızın kaldığı yetimhane ellerinden alınacaktır. Jae-Kyung sırf Eun-Whan mutlu olsun (tabi eski hatıralarıda bir sebep) diye mirasından vazgeçerek eunhye yetimhanesine sahip çıkar.
Gün gelir kızımız ölür. Jae-Kyung ilk aşkını kaybetmenin üzüntünü yaşar. Mirasından da vazgeçmiştir zaten. Ancak şöyle bir şey vardır ki büyük babası "mirasından biri için vazgeçicek kadar sevdiği zaman" mirasın onun olmasını vasiyet etmiştir. Yani Jae-Kyung mirasından vazgeçerken aslında mirasını kazanmıştır. Yine bir milyonerdir ancak hayatı ve aşkı öğrenmiştir... 
imdb puanı: 7.2/10  bence 8 puanı hak eden bir yapımdı. 8'i verdim zaten :) 

Başka bir yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın! 




4 Şubat 2013 Pazartesi

4

Başlık Bulamasamda...

Bana yine bir haller oldu arkadaş. Bir ders çalıma isteği geldiki sormayın ama konsantrasyon eksikliği var. Ne yapsam? Bakın ben istesemde olmuyor onun için zorlamıyorum.
Büşra kanka ben size gelemiyorum :(:( Anam beni göndermiyooor :( Bak buradan iletmiş oldum iyi oldu.
Neyse ya ben konsantrasyonu toparlamak için n'apılması gerekiyomuş onunla ilgili bi şeyler okumaya gidiyorum.



ANNE BEN İNEK OLDUM SANIRIM :(  
4

11 Soruluk Mim

Mim geldi bana ^^ Sevindim yine durduk yere :') Sevgili Şeyma mimlemiş beni :) Bloglarda bu aralar bayağı görüyordum iyi oldu bana da geldiği :) Başlayalım öyleyse ^^

Hakkımda ki 11 Gerçek

  1. Kıskancım arkadaşım. Ama öyle sandığınız kıskançlık değil. Arkadaşlarımı kıskanırım mesela. Çok yakın arkadaşlarımın benden veya gruptan başka biriyle samimi olmasını kıskanıyorum. 'O Benim Arkadaşım Bi Tek Ben Sevicem!' olayı oluyor. Öyle bi kıskançlık işte. 
  2. Çabuk kırılan bir insanım. Yengeç burcuyum kahrolsunki :D Ekşi'de bir entry görmüştüm aynen o moda giriyorum: "Durduk yere tribe girer, ellemeyin kendi çıkar" diye. Aynen öyle kardeşim, kendi kendime kırılıp üzülüyorum sonra çıkıyorum o depresif moddan :)
  3. Çabuk güvenirim malesef :( Bu insanı öok fena kırabiliyor, yaşınız kaç olursa olsun. 
  4. İnsanların düşüncelerine fazlasıyla önem veririm. Tabiki dış kapının dış mandalı olan insanları takmam ama yakınımdaki kişilerin benim hakkımdaki düşünceleri çok fazla önem arz ediyor bende :) 
  5. Yıllarca dım "iskelotor" olarak dolaştım. Cidden çok zayıftım. Bu sene kilo aldım tabi ama normal kilodayım yani. Az buçuk yiyip yiyip kilo almayan insanlardanım. Metabolizmama sağlık :D
  6. Rüyalarımda Roger Federer'i görüp onunla tanıştığım hatta onunla yemek yediğim hatta onunla rüyamda ingilizce şakır şakır muhabbet ettiğim çok ayrı bir gerçek :D Başka bi sapıklık yapmadım henüz Allah'a şükür :D
  7. Açık kapılara huyum var arkadaş. Bir kapı niye yapılmıştır? Bulunduğun ortamdan içeri girersin veya dışarı çıkarsın. Sonunda kapıyı kapatırsın arkadaşım. Kapatmayan insana da o an ayrı kıl olurum. O kapıyı kapat lan allah allah! :D 
  8. Güzel sanatlar lisesine gitmek istemiştim, abim de destek vermişti hatta. Ama parlak geleceğimi (!) düşünerek Anadolu Lisesine girdim. O hala içimde bir uktedir, zaman zaman keşke abimi dinleseydim diyorum ama pişman da değilim yahu :D 
  9. Abim'i çok seviyorum. Onu sevdiğim kadar hiçbir erkeği sevmem heralde ileride kocamı bile abim kadar sevmem heralde o kadar netim :D Zaten evlenmeyip abimin başına ekşime planları kuruyorum :D 
  10. Bazen üzüntülü olduğum zamanlarda "ben gerçekten üzgünmüyüm yoksa üzülüyormuş gibi mi yapıyorum sırf ayıp olmasın diye" diye  kendi kendime soruyorum. 
  11. Değişkenlikte bir numarayım. Çok üşengecim. Çok ağlarım. Arızalarımla barışığımdır. İnandığım bir şeyden vazgeçmem zordur. Çok çok güvendiğim ve sevdiğim bir insan ancak ikna edebilir, bir ihtimal. Kendimi çabuk kaptırırım, bu yüzden bazen canım yanar. Son olarakta bir insaını sevdiysem çok pis severim, öyle böyle değil.
Bu kısmı yazarken bu moddaydım.
Ayrıca hatırlayan? :)

Şeyma'nın 11 Sorusu :)

1) Yapmaktan kesinlikle hoşlanmadığın ama hem kendin için hem de başkaları için yapman gereken bir şey olduğunda ne yaparsın? 
O anki psikolojime bağlı tabi ama başkalarına faydam dokunucaksa yaparım gibime geliyor. 
 2) Gerçekten komiğine giden -aslında sonradan anlatıldığında komik olmayanlardan bile olsa- bir anını anlat.

 Daha bu sene olmuş bir olay. Kantinde oturuyoduk. Solumda Eda, sağımda Aslı oturuyordu. Bende ortada oturmuş acayip pis bir şekilde konsantrasyon olmuş bir şekilde sonraki ders teslim edilicek ödevi yapıyorum. Ama hayatımda öyle konsantrasyon olmamıştım heralde. Eda eğildi kulağıma "Kanka bak seninki, E*** geliyor" dediği an benim "Hani nerde?" diye bağırmam bir oldu. Ama öyle böyle bir bağırma değil. Meğersem çocuk arkadaşlarıyla birlikteydi ve neredeyse tepemdeydi. Göz göze geldik, "noluyo lan?!" gibi bir bakış atıp sırıtmasıyla, oradan uzaklaşması bir oldu. Evet şimdi anlatınca komik olmadı ama o an gerçekten komikti ve kızlar gülmekten yarıldı. :D :D Bu da böyle bir anımdır işte :D Aklıma da başka bir şey gelmedi açıkçası :D 

3)  Ailen izin verse evde besleyeceğin en ucuk hayvan hangisi?

Uçuk bir hayvan istemiyorum sadece sincap istiyorum =D 

4)  İzlediğin bir film ya da okuduğun bir kitapta hiç "bu karakter olmak isterdim" dedin mi? Dediysen hangi kitap/film hangi karakter?

Eveeeet ^^ Big Fish filminde Ed Bloom'un yerinde olmak istemiştim. (Yanlış hatırlamıyorsam olayları yaşayan abimizin adı Ed'di.) Gerçi ben izlediğim her mutlu sonla biten filmlerin baş kahramanı olmak istemişimdir. Onun için izlediğim her filmi buna ekliyorum :D 

5) Biriktirdiğin, topladığın, koleksiyonunu yaptığın bir şey var mı? Varsa nedir?

Hayır, yok malesef ^^ 

6) Uyumadan hemen önce en çok ne düşünürsün? 

Genelde televizyonun karşısında uyuyakalırım. Onun için pek düşündüğüm olmuyor. Gerçi düşünmekten uyuyamadığım zamanlar olmuştu ama onlarda bana kalsın :)

7) Dilini hiç bilmediğin hatta haritada bile yerini gösteremeyeceğin bir yere bıraktılar seni diyelim, ne yaparsın? 

Ne güzel işte. İllaki yaşarsın ama bu sana yeni bir hayat kurma şansı veriyor. Açıkçası dili öğrenirim diye düşünüyorum :) Sonra ver elini yeni insanlar yeni yerler... :D 

8) Yapmak istediğin en çılgınca şey nedir?

Birine gidip "ben seni sevmişsem sende beni seviceksin lan!" diye atar yapmak istiyorum çok çılgınım :D
Şaka lan şaka :D Başta Amerika olmak üzere Kore, İsviçre, Norveç, İngiltere, Japonya ve daha bir sürü ülkeye gitmek istiyorum. Aaa bir de Roger Federer, Yoon Eun Hye ve Amy Lee ile tanışmak var. Öylede hayalci bir insanımdır :D 

9) Ekstrem bir spor yapsan bu hangisi olurdu?

Öyle aşırı, uç bir şeye gerek yok ^^ Tenis oynamak istiyorum ben :D 

10) Bir şarkıda ya da klipte seni en çok etkileyen şey ne olmuştur?

Aklıma öyle aşırı etkilendiğim bir şey gelmiyor ama My Immortal ve Lithium'un kliplerini izlediğimde (ki daha 5 veya 6. sınıftaydım) tüylerimin ürperdiğini hatırlıyorum. Nedenini hala bilmem orası ayrı. Ayrıca Rammstein'ın Sonne klibide çok ilgi çekici ve etkileyicidir. 

11) **** olmadan hiçbir şey yapamam dediğiniz bir şey var mı? Varsa nedir? 

Yok sanırım, evet evet yok. ^^ 


Yine bu tepkiyi verdiniz dimi? Bliyodum ^^ :D 

Evet mim burada bitti. Sıra geldi mimlemeye ^^ Sevgili mal kuzenim Büşra'ya ve blogunu yakından takip ettiğim Sulli~ 'ye  -(canım iki blogun var sanırım, herhangi birinde gönderebilirsin sana kalmış^^ Mimleri hangi blogunda yayınladığını bilmediğim için bunu bağlantıladım^^) veee Hikaruivy unnime gönderiyorum bu mimi. Size yönlendirdiğim sorular ise aşağıda efendim ^^ 

1) Takıntılarınız var mıdır? Varsa neler? 
2)  Lakabınız var mıdır? Varsa neden siz öyle bir lakap konulmuştur?
3) Kendinizde anlam veremediğiniz huylarınız var mıdır? 
4) Televizyonculukla ilgili bir iş yapsaydınız bu ne olurdu? 
5) Beğenmediğiniz/bitiremediğiniz bir kitap var mı?
6) Şöyle komik olanından asla unutamayacağınız bir anı var mı? 
7)  Kitap yazsaydınız bu ne üzerine olurdu?
8)  The Simpsons/Family Guy/ South Park karakterlerden biri olsaydınız bu hangi karakter olurdu?
9) Hala izlediğiniz bir çizgi film var mı?
(Ben hala izliyorum da merak ettim açıkçası, ne var?^^ :D) 
10) Hayatınızda kimi örnek alırsınız? Yada taktir ettiğiniz biri var mı?
11) Çok severek izlediğiniz (K-Dramalar hariç) bir dizi var mı? :D

Hadi kolay gelsin :) Bu yazı burada biter bende kaçar giderim bu diyardan :D :P 


3 Şubat 2013 Pazar

0

Hayali Arkadaş

Benim bir hayali arkadaşım var. Aslında pek hayali değil, onu bile beceremiyorum. 
Okulumdan biriydi, kendisini hiç tanımadım. Okuldan da gitti zaten.
Ne zaman kulaklığı taksam o geliyor gözümün önüne.
Dinliyor beni, saatlerce. Ama hiç gülümsemiyor. Çünkü mutlu olduğum zamanlar hiç gelmiyor gözümün önüne.  Konuşuyor, arkadaşlarımdan daha fazla.
İstediğim şeyleri söylüyor, doğru veya yanlış olanı değil.
Bence seviyor da beni.
Hayali de olsa seviyor beni.
Çünkü benim beni seven birilerine ihtiyacım var.
Baskı kuran, dediği olmayınca görmezden gelen birilerine değil.
Arkadaşlarım beni severler.
Aslında bu sorunun cevabını bende bilmiyorum.
Tek bildiğim  çevrem ne kadar  kalablaık olursa olsun
Benim hep yalnız olduğum.
Yalnız bir insanım hep,
herzaman,
sonsuz bir şekilde.
Haz almıyorum bundan, ama  bu depresif halden de çıkamıyorum.
Onu çok seviyorum,hayali  arkadaşımı. 
Çünkü  ne olursa olsun ona sığınabileceğimi biliyorum.
Hayalimde de olsa yani...

Beni onları sevdiğim kadar seven arkadaşlarım olsun isterdim. Sürekli sürprizler yapan...
Öyle sürprizler değil yahu, durduk yere sarılsın mesela, dürüst olsun.
ve beni incitmesin...