30 Ocak 2013 Çarşamba

2

Finding Mr. Destiny


Kore'de ki çöpçatanlık şirketleri malumunuz. Bu filmde hemen hemen onun üzerine kurulmuş bir film. Açıkçası bu filme sırf ablamın 'Big' sayesinde oluşan aşkı için başladık. Ama sonuç...  'Big'den farksız... 
Mianhada Saranghanda (I'm Sorry, I Love You) ile yıldızı parlamış olan Im Soo Jung'u görüyoruz burada. Seo Ji Woo adında bir yönetmeni canlandırıyor, biraz ezik ve mutsuz... 
Gong Yoo ise işinden kovulan bir adamı canlandırıyor. İsmi Han Gi-Joon ve işinden kovulunca bir çöpçatanlık şirketi kuruyor, sloganı ise 'İlk Aşkınızı Bulun'. Ama Han Gi-Joon ilk aşka önem veren bi insan değildir ve Seo Ji Woo ise ilk aşkına tutunarak yaşayan biridir.

Seo Ji Woo 1999 yılında Hindistan'a turist olarak gider. Uçakta gördüğü Kim Jong Wook'a ilk görüşte aşık olur. Flashback'lerde Kim Jong Wook'u Gong Yoo oynuyor burası da akıl karıştırıcı yerlerden biri. Neyse devam edelim, bunlar uçaktan inince kız çocuğun eline tarih yazıyor ve 'Kaderimizde varsa tekrar görüşürüz' diyerek gidiyor. Sonuç olarak bunlar yine bir şekilde karşılaşıyor ve çocuk kızın odasında kalmaya başlıyor. Bunlar Osaka aktarma ile Kore'ye dönücekler ve kız Osaka'da uçağa binmiyor. Böylece ayrılmış oluyorlar. Han Gi Joon neden binmediğini sorunca 'çok yağmur vardı' diyor ama aynı tarihte Osaka'da olan Han Gi Joon o gün hiç yağmur yağmadığını biliyor ve bu işin peşini bırakmıyor. Neyse, bunlar Kim Jong Wook'u aramaya başlıyorlar tam 1008 (yanlış hatırlamıyorsam) tane Kim Jong Wook buluyorlar ve başlıyorlar eleme yapmaya. Eleme derken her gün 2 - 3 tanesini görmeye gidiyorlar. Bu sürede dağa çıkmadıklarımı kalmıyor iğrenç yerlere gitmedikleri mi... Bu sürede Han Gi Joon çoktan aşık olmuştur tabi. Herzaman ki gibi kızda aşık olduğunun farkında değildir :D Ha bu arada kız bir müzikalin yönetmenliğini yapmaktadır. Bir gün müzikaldeki şarkıcı yetişemeyince sahneye çıkıp bu söylüyor falan... Ha bu arada Cast'ı çok geniş olan bir film bu. Misal müzikaldeki ana şarkıcı My Black Mini Dress'teki ana yazar, Seo Ji Woo'nun kardeşini oyan kız Flower Boy Ramyun Shop'un başrolü, anne baba zaten tanıdık oyuncular, Han Gi Joon'un eniştesini oynayan adam Lie To Me'nin oyuncularından hatta ve hatta 3 IDIOTS'un oyuncuları bile vardı bu filmde, dikkatle bakın göreceksinizdir. Neyse efendim filmin sonuna doğru Han Gi Joon'a bir telefon gelir. Telefondaki adam ilk aşını 1999'da Hindistan'da olduğunu, kızın isminin  Seo Ji Woo olduğunu söyler. Tabii, Han Gi Joon bunu zorlukla söyler kızımıza. Seo Ji Woo yine herzamanki gibi kararsızdır ve son anda gider buluşmaya. Hah bu anda diyorsunuz ki buradada mı Gong Yoo çıkıcak? Falshbacklerde öyleydi sonuçta, benim gibi öyle sandıysanız çok yanıldık dostlarım. Başka biri çıkyor. Eeee, wtf yani o zaman niye öyle gösterdiniz?  Neden lan neden???  Bunların görüşmeleri de 2 dakika sürmüyor... 
"Merhaba" (Annyong)
"Merhaba"(Annyong)
"Elveda"(Annyong)
Bizim aşık Han Gi Joon'da kapıda bekliyor tabi... Kız kapıdan çıkıyor, çocuk soruyor nasıldı diye. Bizimki de yukarı yazdığım şeyi söylüyor. Ve sevgili oluyorlar. Böyleydi işte... Tamam kötü film değildi ama beklenti yüksek olunca böyle oluyor. Ama sonuçta biaşk hikasi, Gong Yoo var ve görselliği güzel. Bu da filmi izlenesi kılıyor :)




Bi kaç tane görsel ekleyeyim dedim. Bu aralar bir sürü film & dizi izledim. Onlarıda bir ara yazıcam ama üşeniyorum açıkçası. Neyse üşenmeyip yazdığım günde, tekrar görüşmek üzere! ^_^


22 Ocak 2013 Salı

0

Olaylar Olaylar Yahu

Ayh, hani şimdi ben lisede okuyorum ya. Dün olanları anlaticiiim birazcık.
 9. sınıftan beri çok yakın arkadaşım olan Bünyamin bizi görmeye gelmiştiydi. Bizimde 4. ders boştu ve 4. dersten sonra öğle aramız oluyo yani bayaaa boş vaktimiz vardı. Dedik "madem bu kadar boş vaktimiz var neden test çözmüyoruz?!" demedik tabiki :D:D:D:D Okuldan çıkalımda dışarıda takılalım adam gibi bir yerde takılalım okul ne lan dedik. Tabi bu fikirler benimle birlikte Emre'den çıkyor asdfghjklmnb :D:D:D Bünyamin'in hiç suçu yok çocuğun. Üçümüz çıktık bahçeye tabiki her zamanki gibi kapının orda öğrenci topluluğu duruyo "Niyazi abi bizi dışarı çıkarsana yeaaa" diye sesler falan falan. Neyse Emre sağolsun biz dışarıya çıktık bi baktım Bünyamin yok. Dedim hıamınaa  çocuu içerde unuttuk. Kapı kapandığı için kapıdan çıkamadı tabi duvardan atlamak zorunda kaldı ve çocuk bizim okuldan bile değil asdfghjmöçnbgvfdfghnm :D:D:D:D
Neyse çıktık okuldan gidiceğimiz yere gittik oturmaya başladık tabi bu arada okuldan kaçan Aslı'm durağa yardırdı bile ben onunla gitmedim ama bin pişman oldum niye mi? Dur anlaticiiim.
Oturmaya başladık işte ben X kişisini gördüm (X kişisi çoğ beğendim bi çocuk ama arkadaşım sadece) sonra ardından Y kişisini gördüm (Y kişisi platonik olduğum insan) aha dedim kessin buraya geliyolar karşımıza bi yerlere oturucaklar :') Böyle bi sevindim falan asdfghjklömnbfghndfg :D:D:D Sonra benim ki saçını bi savurdu ben böyle bi hayranlıkla bakmaya başladım asdfghjmö :D:D:D sonra Emre benle dalga geçerken baktım anam o da ne?! Bizimkilerin arkasından ordu geliyo mübarek. Dedim aha, geçen günkü olayın(kavganın) devamı olucak. Çocuklara "hadi durağa gidelim kesin orda kavga edicekler benimkine bakıcam ben" desemde gelmediler haliyle bende gitmedim asdfghjklmnb :D:D:D:D sonra bizim öğle arasının bitmesine 8 dakika kala okulun kapısına gittik. Niyazi abi bizi içeriye almıyo anasını böyle bi şey mi var? Okuldan çıkabiliyoruz ama giremiyoruz anasını asdfghjklşkjh :D:D:D Meğersem okuldan bi ordunun çıkmasıyla müdür yardımcımız bir kavga olayının olduğunu anlamış. Dışarı çıkan herkes geri geldiğinde tutanak tutulucakmış, bak olaya bak. :D:D:D
Neyse Niyazi abiye kapıyı aç diyoruz adam bize "yoh yoh içeri girenlere tutanak tutulcak almıyorum" diyo anasını asdfghjklşlkjhgf :D:D:D
Gerçi Niyazi abinin şöyle bi olayıda var gelmişken söyliyim, bekçi kulübesi (yani niyazi'nin kulübesi) öğrencilerin sigara içme yeri. Eh hocalar bunu anlayınca oraya gitmenin yasak olduğunu söylemişler bilmem ne adamcağız aynen böyle;
"EVLADIM, ORADA KONUŞMAK YASAK, ÇIK ORDAN BAKIYIM ÇIK ÇIK!". (Burada bağırıyo tabi, bedenci dışarıda oluyo genelde, öğrenciler konuşuyo sansın diye asdfghjklş) Biyandan da ağzını kapatmış fısıltıyla "evladım at onu at at orda sigara içmek yasak bedenci geliyo at at!"
Ya Niyazi abi bak güldüm yine :D:D
Neyse bizim kazasız belasız okula girmemiz 1 dersimizi aldı ve ingilizce dersine giremedik. 2. ders te ingilizceydi ve girdiğimizde hocadan işitmediğim şey kalmadı yok ben çok bozmuşum da yok böyle değilmişim kendi toplamalıymışımda, ya dedim neyse...
Sonuç olarak kızlarla bugün yine kaçtık. Ya ne olacağdı? Okulun son haftası okulda mı takılacağdık? cık cık cık...
Neyse bu gereksiz yazı burada son buluyor, okuyanlara tşşkrlr  :D:D:D:D
Hadi ben kaçtım bu kadar devrik yazdığım içinde kusura bakmayın la =D

Hepiniz bu tepkiyi verdiniz dimi lan? :D :D :D


17 Ocak 2013 Perşembe

0

İç Sesler

"...Now I can't think, think why I should even try..."

Bilmiyorum ne yapmalıyım. Denemeli miyim? Yoksa zamana mı bırakmalıyım? Peki niçin denemeliyim? Daha az acı çekmek için mi? Yoksa kendime yenik düşmemek için mi? Gerçi, zaten en başta bunları hissederek yenik düşmedim mi?
İşkence ediyorum resmen kendime, ne yapacağımı bilemez haldeyim. Açıkçası yorgun da düştüm bu durumdan, sıkıldım. İnsan bir noktadan sonra ağlayamaz ya, o noktadayım işte.
Bir de "sen hayal edersin, başkası yaşar" durumu var ya, nasıl üzüyor insanı. Her ne kadar üzülmeyeceğim desem de öyle yapamıyorum.
31 Aralık günü kalbimin nasıl attığını hatırlıyorum, ölücektim sanki. Peki ne mi oldu? Kendi umutlarım ve kendi saçmalıklarım hayal kırıklıkları olarak başımdan aşağı düştü. Hepsi kendi kuruntularımdı, bir insanın umurunda olmamak çok kötü.

Seviyorum seni ütopik parçam. Beni günden güne Kafka'nın Dönüşüm'üne sürüklesende seviyorum. Mutsuz biten bir günden notlar, mutsuz başlayacak yarına hatıra olsun bu.

"...Do you wanna play for love?
Your silence..."

10 Ocak 2013 Perşembe

12

Blog Tanıtımı

Şimdi canolar burda blog tanıtımı yapıcam, belki sizde  seversiniz ^^

1. Hikaruivy'nin Renkli Dünyası :)
İlk tanıtacağım blog Hikaru unnimin harika ötesi blogu! Beni tekrar blog yazmaya iten unnimin blogunu şiddetle tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun! :)
(Başlığa tıklayarak bloga gidebilirsiniz.)

2. Asteroid B612
Bu blog da abimin blogu oluyor, uzun zamandır açıcaktık. Daha dün kısmet oldu. Hikayeler, karikatürler ve daha niceleri için başlığa tıklamanız yeterli :)

3. Be-Pu 
Kendi deyimleriyle 'Uzak diyarlar & Yakın Hayatlar'. Her okuyucunun kendinden bir şeyler yakaladığı oldukça sıcak bir blog. Zevkle takip ediyorum :) (Başlığa tıklayarak bloga gidebilirsiniz :D)

4. Araftaki Ben
Yine sımsıcak bir blog daha! Sevgili Glikoza'nın yazdıklarına bayılacaksınız. Şiddetler önerilenlerden ^^ (Başlığa Tıklayınız^^)

5. Sıkılan Kişiden Notlar
Samimi yazılarını eğlenerek okuyacağınız bir blog Sıkılan Kişiden Notlar. (Eski adıyla seymsomething'den notlar)  Sevgili Şeyma'nın bloguna göz atmadan bir günüm geçmez. (Şu aralar yazmamasına atarlıyım. İşte okadar! Başlığa tıklayarak gidebilirsiniz herzamanki gibi ^^)

Eh, şu anlık bu kadar. Okuduğum diğer bloglarıda sonra yazıveririm. Nasolsa bu aralar benden bi şey çıkmaz bunlara bakıverin :D:D:D
Hadi kendinize iyi bakın canolar ^^ :D (Canolar ne lan?!?!? :D:D:D:D)

6 Ocak 2013 Pazar

0

Ortaya Karışık

En başta şunu söylemeliyim ki bu yazından bi şey beklememelisiniz. 16 Gün üzerine yazıyorum sırf okuyucu "niye bu blog güncellenmiyo yeaa" demesin diye :D
Şimdi ne halt yiyorum bu aralar? Bu aralar bi test çözme telaşındaydım ki sormayın, geometri'den hiçbir şey yapamayan ben şimdi bi' şeyler çözebilmeye başladım. Yarında matematik sınavım var ama çalışmayı düşünmüyorum. Niye mi? İlk iki sınavım zaten sıfır, öyle yani. Gerçi ben böyle diyorum ama sağım solum belli olmaz. Bi de sabahlıyomuşum :D :P Ne gülerim kendime var ya :D
Evet bu aralar hiçbir şey izlemiyorum. I Miss You'nun 12. bölümüne daha başlamadım bile varın siz hesap edin. Ama Gossip Girl'ü izliyorum bak, pazardan pazara o da yani :D 
Öyle işte şu aralar hayatım çok boş üstelik sınav haftasına giriyoruz. Hem psikolojik anlamda hemde bedenen bi çöküntüye gireceğim hafta olucak yani. 
Aman çok konuştum gidiyorum. Gidiyoken de size izleyin diye bi şeyler önereyim bari... Bu kısa filmleri bayağı zaman önce izlemiştim eminim sizde seviceksinizdir. 

Korkuluk 


Balance 



Son olarakta Zeitgeist Addendum belgeselini öneriyorum. Mutlaka izleyin derim. Hadi ben kaçtım :) Annyong!