26 Ekim 2012 Cuma

1

Tiffany Hakkında...

Bu defa değişik bir konu ile karşınızdayım. Konu Girls' Generation üyesi Stephanie Hwang hakkında.
Okuduğum blogların bir kaçında  (SNSD'yi sever bloggerların bir kısmı daha doğrusu) Tiffany'nin ismi hakkında, sesi hakkında ve çeşitli konularda eleştiri almış...

Öncelikle Tiffany en güzel, en içten gülen üye. Bu su götürmez bir gerçek. Kişiliğide gülüşü kadar sıcak ve samimi. Annesinin ölümü derinden etkilemiş ve bu kadar şefkatli olması buradan geliyor. Evet, Tiffany için grubun annesi diyebiliriz o kadar ilgili hehehe :D

Asıl şu isim konusuna gelirsek bazı yerlerde "Uyduruk Amerikan isimleri takıyor, özenti, sesi kötü, çöpe at gitsin" gibi şeyler okudum. Tamam sevmeyebilirsiniz ama böyle şeylerde de demeyin abi, yazıktır günahtır. Öncelikle Tiffany Amerika'da doğmuş büyümüş bir kız.
1 Ağustos 1989, California doğumlu. Kendi ismi zaten Stephanie...  Amerika'da doğmuş büyümüş, öyle bir isme sahip zaten. Ha, Tiffany ne ozaman diyeceksiniz, büyük bir ihtimalle Amerika'da ki arkadaşları bunu ona lakap olarak takmıştı. O da sahne ismi olarak bunu seçti büyük bir ihtimalle. Stephanie'yi kullandığını düşünsenize. Daha Koreliler Tiffany'yi Tippani olarak telaffuz ederlerken Stephanie'yi söylemeleri daha komik olurdu. Şitepani puahahaha :D  Tabi burada Kore'lileri aşağıladığım falan yok, dil yapıları öyle yapıcak bir şey yok... :)

Sesi kötü, çöpe at gitsin gibi şeyler söyleyenlere şu videoları göstermek istiyorum, billur gibi sesi var kızın :)

~~ Rolling In The Deep


~~Because It's You (Love Rain OST)


Birde GG videosu koyalım heheh :D

~~ Genie Live [Rapper Hwang Edition] @Hallyu Dream Concert 


Bakın, ne kadar cool bir Tiffany var burada. Rap'ini sevdiğim <3 

Ayrıca şu linke tıklayıp Tiffany hakkında bilinmeyenleri okuyabilirsiniz... Amerikalı Kız! 
EDIT: Okuduğuma göre Tiffany annesinin vermek istediği isimmiş ancak babasının isteği üzerine Stephanie konmuş. Söylediğim gibi yargılamadan önce araştırmak lazım. 

20 Ekim 2012 Cumartesi

0

Sadece...

Uyarı! Bu yazı kişiseldir. Sadece  deneme tarzında bir karalama hatta saçmalamadır...


Bugüne kadar -bildiğim kadarıyla- kimsenin kalbini kırmadım, kimseye çok yüzlü davranmadım. Evet çok yüzlü diyorum çünkü artık insanlar iki yüzlülük kavramını çoktan geçti, başka bir şeye dönüştü.  Ha, sevmediğim insana arama mesafe koymadım değil ama bana stres veren yanında olduğum zaman kendimi rahat hissetmediğim, tabiri caizse midemin kasıldığı, elimi ayağımı nereye koyucağımı bilmediğim, kelimelerimin boğazımda kaldığı insanlar... hani vardır ya, hiç bir neden olmasa bile yukarıda bahsettiğim şeyleri yaşarsınız, işte yanında böyle hissettiğim insanlar var... Ben de bu insanlardan kendimi uzak tutyorum fena mı? Aslında kimseyle bir derdim olmadı, kimseyle tartışmadım yada herhangi bir şey... Ama biliyorum, herhangi bir kavga olsa o insanlar beni bir kaşık su da boğmak ister. Öyle olmasa bile böyle hissediyorum...
Aslında benim güvenim azaldı, hem insanlara güvenim azaldı hemde -belkide- kendime olan güvenim azaldı... Çünkü bu tarz kişilerin arkadaşlarının bile arkasından konuştuklarını, yaptıklarını gördüm. Şimdi, gerçekten samimi olduğum insanlarla aramda asla bir sınır olamaz, onlar benim hayatımı beraber geçireceğim insanlar haline geldiler. Yukarıda bahsettiğim insanlar gibi değiller ve birbirimiz için yapamayacağımız şey yok sanırım... Umarım onlar da yukarıdakilere dönüşmez...  Eh, gerisini siz anladınız...


Dostluk sizin için ne ifade ediyor? Arkadaşım dediğiniz insanla beraber kuaföre, sinemaya, cafe'ye gitmeniz sizin dostluğunuzu mu gösterir?
Hayır hayır, benim dostluk arkadaşlık kavramım bu değil. Benim dostluk kavramım tam olarak şu; "Eğer bir insanla tamamiyle farklı olsanız bile kalplerinizi birbirinize yakın hissediyorsanız, birbirinizi olduğu gibi kabullenebiliyorsanız ve birlikte gülüyorsanız, birlikte gülebildiğiniz gibi birbirinizle kavga ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyorsanız, birbirinizi her türlü destekleyebiliyorsanız iyi bir dost olabilirsiniz..."
Evet evet, tam olarak bu...
Neyse, bunu sağlayamayıp, birbirinin arkasından bin bir dolap çevirenlere gelsin bu tanım.


Güçlü durmak üzerine... Aslında ben güçlü bir insanımdır, beni kolay kolay yıkmak öyle kolay değildir. (En azından şimdiye kadar böyleydi). Kararlarımında arkasında duran bir insanım, bu da güçlü olmanın bir göstergesidir bence... Ama bazen öyle bir oluyorum ki, çok fazla sinirlendiğim an dilim tutuluyor bir şey söyleyemiyorum. Bir şeyleri kırıp dökesim geliyor, eh bunuda yapamadığım için kesinlikle istemsiz olarak ağlıyorum. Hayır durduramıyorumda... Sonra başıma toplanıyolar daha çok uyuz oluyorum, daha çok sinirleniyorum, daha çok zırlıyorum. Az bi beni bana bırakın la!


Hayaller üzerine...
Biliyorsunuz, ben 96 doğumluyum ve lise 3 öğrencisiyim... (Hiçbir zaman yaşımı gizlemedim bu arada hehe :D)  Seneye üniversite sınavına giricem ve sabırsızlıkla beklediğim o üniversite öğrencilik yılları gelicek! Evet, bunun için heyecanlıyım, cidden!
Büşra'yla hayal kuruyoruz geçen gün... (Büşra, kız kardeş gibi büyüdüğüm kuzenim.) Çoook uzun zamandır ayrı eve çıkmanın hayalini kuran iki insanız zaten. İkimizde İstanbul'u hiçbir şehire değişmeyiz. Evet, burada doğduk büyüdük, belkide bundan dolayı. Neyse efenim, ikimizde burada bir üniversite kazanırsak direkt ayrı eve çıkıyoruz.
İkimizde arkadaşlarımızı çağırıcaz, alıcaz abur cuburumuzu açıcaz kore dizimizi oh miss...
Yeri gelicek 2 hafta geçse bile evi toplamıycaz. Yeri gelicek bulaşık yıkamamaktan mutfak kokucak plastik çatal -  kaşık kullanıcaz falan... (Söz konusu Büşra'yla bensek bunlar en olağan şeyler, teyzeciğim ordan cık cık yaparak kınamayın lütfen! aaaa :D :D)
Sonra mesleğimizi elimize aldığımızda Kore'ye tatile gidicez. Yurt dışı seyahatleri yapıcaz. (Kore'yi ayrı tuttum farkındaysanız :D)....
Sanırım güzel günler bizi bekliyor! En azından bu yönden bakarsak :D


Eh sanırım bugünlük bu kadar... Ara ara böyle saçmalıklarıma yer vericem...
Bir de hikaye yazmak istiyorum, sadece zevkine herhangi beklenti olmaksızın...
Hepinize iyi akşamlar efenim... :D



---Edit; Büşra yazıyı okuduktan sonra "kanka çok yakın bi' dostun sana kazık atmışta onun üzerine yazmışsın gibi duruyo" dedi.
Bende bayağı güldüm, öyle bir şey yok efenim. Sadece çevremi gözlemleyerek içimden gelenleri yazdım ^_^ Benim dostlarım bana öyle şeyler yapmaz..
Neyse yine çok konuştum sanırım ^_^  annyeong jeonmal :D kan-da! :)

14 Ekim 2012 Pazar

0

My Girlfriend is a GUMİHO

[01.05.2017'den gelen not: Yazıyı 2012'de bambaşka bir blog için yazmışım -mışım evet, varlığını bile unutmuşum çünkü- hatıradır; efendime söyleyeyim bloga kayıtlı olsun diye tarihi ayarlayarak ekleyeyim dedim. Ben yazıyı Şubat 2012'de yazmışım. Ancak kendi blogumda -şu an okumakta olduğunuz, evet- ilk yazım Ağustos 2012'ye ait olduğundan, bunu bozmayayım dedim ve yazıyı "sallama bir ay 2012" olarak ekliyorum efendim :)]

MY GIRLFRIEND IS A GUMIHO


[Yazımızda Spoiler vardır]

My Girlfriend is a Gumiho... Aslında diziye başlamadan önce ön yargılıydım. Onun için bu diziyi izleyene kadar araya başka dramalar soktum :D Neyse anlatmaya başlayalım bizim biricik Gumihomu'zun dizisini :)


Dizimizin baş kahramanı olan Lee Sun Gi yani dizideki adıyla Dae Woong ile başlayalım.

Dae Woong arkadaşımız şeker mi şeker bir insandır. O yanakları, o dudakları, o gülüşü izleyenlerinin kalbini çalmaya yetmiştir :D Şaka bir yana beni oyunculuğuyla şaşırtmıştır. Diziye başladığımda "Kız çok güzelde bu çocuk onun kadar iyi olamayacak gibi görünüyor" demiştim, demez olsaydım :D Bende çok ön yargılıymışım bu arada :)) Öncelikle dizideki hareketleri, tavırları, mimikleri olsun tam yerindeydi. Oyunculuğunda abartı yoktu ki ben abartılı oynayan oyuncuları hiç sevmem. 

En aklımda kalan sahneler ise, Gumiho ile ilk sahneler, soda ile ilgili geçen olaylar (ilk soda alması hatırlarsınız makineyi kırmışlardı ve daha sonradan Sodayı seviyorsan bunu da seversin deyip alkol getirmesi vesaire hepsi çok hoştu), Gumiho'nun kuyruklarını ilk gösterdiği an kaçış planları yapması, Gumiho'yu denizin ortasında bırakması (ne kadar üzülmüştüm yaa), ilk diş fırçalamayı öğrettiği sahne, Gumihon'un yanından gitmesini istediği sahne, Gumiho olmadan yaşadığı günlerin sıkıcı geçmesi falan. Anlat anlat bitmeyecek herhalde neredeyse her şeyi akılda kalıcıydı direkt özetin özetini geçelim o zaman buradan sonrasını. Gumihonun boncuğunun zarar gördüğü sırada çekilen sahneler, hava alanında Gumiho ile boncuğu değiştirmek için gelmesi daha sonra Gumiho için Gumiho'dan ayrılması, ondan ayrı kaldığı günler, ve Gumihonun sadece ve sadece tek bir kuyruğunu kaldığını öğrendiği zaman, tekrar birlikte olmaları (son birkaç günü birlikte geçirmelerinden bahsediyorum) ve final bölümü. Final bölümü harikaydı. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Bir de dizide taktığı bileklikler falan çok hoştu bu arada. Kıyafetlerde güzeldi, bir keresinde siyah takım giymişti hatırlarsınız. Onu çok yakıştırdım kendisine söylemeden geçemeyeceğim :D


Gelelim Gumiho rolünü canlandıran Shin Min Ah'a. Öncelikle bu nasıl bir güzelliktir yaa :D Hem boyu uzun, hem güzel, hem mütevazi, hem şirin hem... falan falan :D İyi ki Gumiho rolünde bu kız oynamış :D Shin Min Ah'tan başkası bu role yakışır mıydı ya da diziyi izlediğim ve çok sevdiğim için mi böyle konuşuyorum bilmiyorum ama rolünün hakkını vermiş. Oyunculuğu çok iyiydi. Çok abartmamıştı. Tam kararındaydı yani. 500 yıl sonra dünyaya tekrar gelen bir insanın davranışları, bazı şeyleri yeni yeni öğrenmesi, hepsi çok güzeldi. Akılda kalan sahnelere pek girmeyeceğim (zaten çoğunu yukarıda anlatmıştım :D) ama denizde kalması, son kuyruğunun gitmesine kadar gelen süreç, final bölümü falan hepsi harikaydı. Filmde hep elbise giydi kızcağız. Güzel olana ne yakışmaz canım!



Bu da sözde kötü adamımız Dong Joo rolüyle Noo Min Woo. Dizide kötü karakteri oynuyor ama ben hiçbir zaman kızamadım ona... Bir kere tipten kurtarmıyor, kızamıyorum! Dong Joo öğretmenimiz o kadar şey yaptı etti ama onun hikayesi de ayrı bir olaydı. Kil Dal ile olan hikayesi beni ayrıca üzdü. "Güzelliğine yazık be adam, git kendine bir kız bul hayatını yaşa bu ne hep depresif takılıyorsun" diye çok seslendim ama beni duymadı duyamadı doğal olarak :D Oyunculuğuna gelirsek, diyecek bir şey yok. Gayet iyiydi. Dizideki bir kaç kıyafet hariç gayet hoş giyiniyordu. Süpersin Min Woo'cum aynen devam! :D



Eun Hye In Kırılgan görünüşlü, iyi bir eş ve anne olma hissi veren bir kadındır. Dae Woong ona ilk görüşte aşık olsa da, o Mi Ho ortaya çıkıncaya kadar Dae woong'a olan ilgisini göstermez. Şu kadına da demediğim laf kalmadı. (Dizideki rolüne yani.) Kızım tarih oldun sen Dae Woong için yürüyüp kendi yoluna gitsene ya :D Ne uğraşıyorsun Gumiho'yla. Zaten boncuğa zarar verdiği zaman az kalsın ölüyordu ya neyse :D Oyunculuğuna gelirsek iyiydi ama bazı sahnelerinde donuk buldum kendisini ancak yeterliydi. :)


Ve bu ikili... Ban yönetmenin sahneleri güldürücüydü, gayet güzeldi. Zaten adam hayatını film gibi yaşıyor :D Mimikler, hareketler, sözler, tavırlar hepsi çok hoştu. Yalnız yönetmenime tek ricam olacak, Ban yönetmenim bari saunaya giderken gözlüklerini çıkar! :D

Ve.... Dizinin müzikleri harikaydı. Lee Sun Hee'nin Fox Rain şarkısı muhteşemdi... Dubidubiduraffa!



3 Ekim 2012 Çarşamba

0

03.10.2012 --Bugün benim günüm!

3 Ekim 2012 benim için özel bir gün. Hayır ne doğum günüm, ne de başka bir şey...
 

Beni birazcık tanıyanlar Yoon Eun Hye hastası olduğumu bilir. Hatta bence en büyük fan benim ama buna itiraz eden insanlar var :D
Bugün Eun Hye'nin doğum günü! Artık 28 yaşını doldurdu ve 29 oldu. Doğum günün kutlu olsun unnie! En iyi dileklerimiz senin için.
Eh, bi kaç fotoğrafını ekliyimde anti fanlar kıskansın :)) Merak etmeyin normal fotoğraflarını koyucam, en taş olanları koyardım da blogu sapıklar basmasın ehehehehe :D :D




 
 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Diğer bir konu!
 
Evanescence'ın çıkardığı The Open Door bugün 6. yılını doldurdu. Eh böyle olunca bugün benim için daha anlamlı oluyor. Düşünsenize çok büyük fanı olduğunuz iki şey var, birisi bugün doğuyor diğeri de bugün albümü yayınlıyor. Bu sizi de mutlu etmez mi? Beni ettiği kesin =D
 
Nice yaşlara Eun Hye unni (hep bizimle ol), Nice yıllara yeni albümlerle Evanescence!